Kategoriler
Kişisel gelişim

Bilge Olmak Kolay mı?

Bir genç, bilge bir kişi olmak istiyordu. Bu konuda ülkenin en büyük bilge kişisine gitti. “Ben de bilge bir kişi olmak istiyorum, nereden başlamalıyım ve ne yapmalıyım?” dedi. Bilge genci süzdü ve şöyle cevap verdi:

− Her akşam aynanın karşısına geç, “ben kimim” diye sor, bu soruyu her gün cevapla ve 5 yıl sonra bana tekrar gel.

Genç bu cevaptan tatmin olmamıştı. Bu kadar kolay olamazdı. Bilge’nin kendisiyle ilgilenmek ve bir şeyler öğretmek istemediğini düşündü. Bilinen bir başka bilge kişiye gitti. O’na bilge bir kişi olmak istediğini ve ne yapması gerektiğini sordu. Cevap basitti.

“Bilge kişi olmak çok zor ve meşakkatlidir. Bunun için önce zorluk ve acı çekmen gerekiyor. 2 yıl boyunca buradaki atları tımarlayacaksın, onları temizleyeceksin, besleyeceksin. 2 yıl bittikten sonra bana tekrar gel.”

Gencin aklına yatmıştı. Bilge kişi olmak çok zor olmalıydı ve zorluklara katlanmalıydı. 2 yıl boyunca çalıştı ve hiçbir karşılık beklemeden bütün pis işlerle uğraştı. 2 yıl dolduğunda tekrar hocasına gitti. Hocası,

− Şimdi 5 yıl boyunca her gün yarım saat aynanın karşısına geç ve “ben kimim” diye sor ve her defasında bu soruyu cevapla. Genç şaşırmıştı. İlk gittiği kişi de aynı şeyi söylemişti. Demek ki; bilge kişi olmak için bunu yapmak zorunluydu. Fakat bunu yapmak için neden 2 yıl boyunca atların temizliği ile uğraştığını anlayamamıştı.

Halbuki ilk gittiği bilge’nin dediğini yapsaydı en azından 2 yıl kazanmış olacaktı.

Sonuçta, aynanın karşısına geçti ve “ben kimim” diye sordu. Sonra da “etten kemikten meydana gelmiş bir insanım” dedi. Aynada yüzüne bakıyor ve bu cevabı veriyordu. Üstelik aynanın karşısına oturalı henüz 5 dakika olmuştu. Daha 25 dakika burada oturmalıydı ve aynı soruyu sorup cevaplar vermeliydi. Dakikalar geçmek bilmedi ve yarım saat dolduğunda aynanın karşısından kalktı ve büyük bir iş başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyordu. Atları tımarlarken böyle bir duyguyu bu derece şiddetle yaşamamıştı. Ertesi akşam yine aynanın karşısına geçti ve “ben kimim sorusunu” sordu. Aslında bu soruya verdiği sesli cevabı önemsemiyordu. Sadece laf olsun diye cevaplar veriyordu ve o kadar sıkıcıydı ki. Dakikalar geçmek bilmiyordu. Halbuki atları tımarlamak çok daha kolaydı. Atlarla konuşur, şarkı söyler, zamanın nasıl geçtiğini anlamazdı. 2 yıl boyunca atların kişnemelerinden onların ne dediğini anlar olmuştu. Ama şimdi daha iki gün olmuştu ve aynanın karşısına oturmak, karanlık bir hücrede oturmaktan farksızdı ve buna 5 yıl devam etmek zorundaydı. İlk başta ne kadar da kolay görünmüştü aynanın karşısına geçip “ben kimim” diye sormak.

İnanılmaz sıkıntılı bir hal almıştı aynanın karşısına geçip “ben kimim diye sormak”. Bir gün bir değişiklik yaptı. Aynanın karşısına geçtiğinde, “ben kimim” sorusu anlam kazanmıştı. Önce, bu dünyaya nereden ve nasıl geldiğini sordu. Cevap vermeye çalışıyordu ama bilgisi yetersizdi. Bir yerlerde tıkanıp kalıyordu. Ertesi gün elinde bir kitapla aynanın karşısına oturdu. Soru sordu ve cevap aradı. Daha önce bir karanlık hücre olan aynanın karşısı artık bir aydınlanma yeri olmuştu. 5 yıl dolduğunda spermin yumurta ile birleşmesinden tutun da, insanın yaratılışına ilişkin tasavvufi konularda, sosyal ilişkilerinde, psikolojide, matematikte, fende ve daha birçok konuda bilgi sahibi olmuştu. Çevresindeki insanlarla konuşurken, insanlar onun bilgisine hayran kalıyor ve bütün sorunlarına, sorularına cevap bulmaya geliyorlardı. Söyledikleri dinleniyordu. Ama her akşam aynanın karşısına geçmeyi sabırsızlıkla bekliyordu.

Yıllar yılı, ayna onu aydınlatmaya devam etmişti. Artık yaşını başını almış bir bileydi O. Bir gün kapısı çalındı ve içeri 18-20 yaşlarında bir genç girdi. Her zamanki gibi kendisine bir şeyler sorup öğrenmeye gelen birisi olmalıydı. Sorusunu sordu;

− “sizden önce bu ülkenin en büyük iki bilgesine gittim ve soruma anlamlı ve yeterli bir cevap alamadım, size de sormaya karar verdim. Çünkü siz bu ülkede en çok bilgisine ve söylediklerine güvenilen bilge kişisisiniz ve siz bana söyleyebilirsiniz. “

− Eğer onlar cevap veremediyse benim de vermem mümkün değil, ama sen yine de sor.

− “Ben de bilge bir kişi olmak istiyorum ne yapmalıyım?”

− Her gün aynanın karşısına geç ve 5 yıl boyunca kendine “ben kimim” diye sor ve sorunu mutlaka cevapla.

− Hepiniz cahilsiniz, başınızdan bizleri savmak için sözbirliği etmişçesine hep aynı şeyleri söylüyorsunuz.

Genç kapıyı vurup çıktı.

Yıllar öncesinde kendisi de aynı durumdaydı. Gencin arkasından baktı, gülümsedi ve düşündü; kendisi bu hatayı yapmamıştı ve şanslıydı.

Sizce beş yıl boyunca her gün yarım saat aynanın karşısına geçip “ben kimim” diye sormak çok mu kolay yada zordur? Söylenileni yapmak kolay görünüyor fakat o kadar kolay mıdır? Bilge bir kişi olup kafanızdaki her şeye cevap bulacağınızı bilseydiniz bunu her gün yapabilecek irade ve gücü kendinizde bulabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Yazar Ömer Moğultay

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.