Bloglar geri mi dönüyor?

Bir şekilde önünüze düşen bu metni nereden okuduğunuzu bilmiyorum. İtiraf edeyim, aslında nereden gelip de gördüğünüzü bilmekte de zorlanıyorum, bu ayrı bir efor gerektiriyor. Ama başlıktaki sorunun cevabını vereyim; sanırım evet.

Çok değil bundan 2-3 yıl öncesine kadar 1 blog sitesi ve 2-3 sosyal ağda yer almanın yettiği bir dünyadan bugün geldiğimiz nokta pek çoğumuzun korkulu rüyası haline gelmişken bir de Facebook Notes çıktı başımıza ancak şimdiden söyleyim bu daha bir başlangıç 🙂

Bu yazının nereye doğru ilerlediğine gelirsek…

Dün Wired’da bir makale okudum. Burada plogging adını verdiği yeni bir kavramı ortaya atan yazar 140 karakter hızında yaşanan sosyal medya içerik akışının içinde halen daha uzun ifadelerin kendine yer bulduğundan söz ediyor.

Bence haksız da değil. Belki de Tumblr ile başlayan çevrimiçi ortamda paylaşılan içeriğin kısalma süreci, bugün artık Skype, WhatsApp, Snapchat, BiP (aman dikkat) gibi anlık mesajlaşma araçları ve onların çevresinde oluşan caps, emoji, sticker, fotoğraf ve video ile zenginleşen iletişim dili sayesinde iyiden iyiye kelimeler yerini ifadelere bırakırken nasıl bu konuda haklı olabilir ki?

Bu yazıyı yazmaya başladığımda inanın bu fikrin doğruluk nedeni konusunda hiçbir bilgim yoktu ancak bir şekilde önsezilerim evet diyordu. Tabii ki İnternet beni yine hayal kırıklığına uğratmadı ve kısa bir araştırmanın sonunda hazırlanan iki rapora ulaştım, bağlantıları en altta bulabilirsiniz.

İki raporu uzun uzun incelemenizi öneririm. Benim not aldığım kısa kısa 4 madde ise şöyle:

  1. İdeal metin uzunluğu 300 kelime
  2. En çok tüketilen içerik blog yazıları
  3. Fotoğraflar bu içeriklerin tamamen ötesinde ve etkileşimi tetikliyor
  4. En çok tüketilen ve paylaşılan içerik tipi de bilgilendirici içerikler

Bir fikri doğrulamaya yönelik çalıştığımı düşünüyor olabilirsiniz(ben de şüphe etmedim değil). Ancak konu hem çok tartışmaya açık hem de araştırmalar 1 yaşında olduğundan ufak tefek eksikleri de olsa bence halen geçerli. 2015’in içerik alanına getirdiği şüphesiz en önemli yenilik video tarafında oldu ki bu da bambaşka bir yazı konusu.

Özetle; bir şekilde halen neden blog yazıldığını ve Facebook’un yıllardır kendi haline terk ettiği kaslarını harekete geçiren gerekçeleri paylaşmaya çalıştım.

Alıntı..

Yazar: Ömer Moğultay

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

“Bloglar geri mi dönüyor?” için bir yorum

  1. Oldukça uzun süreden beri aynı iddiayı sürdürüyorum.
    Beni CRM, big data, sadakat programları konusunda en besleyen içerik bloglardan geliyor. Bu blogların bazıları kurumsal bloglar. Makale şeklinde değil, bildiğiniz blog yazısı. GE, IBM, Airbnb, Fast Company bu konuda en sevdiklerim.

    Birkaç tane de kişisel blog var.

    Zaten benim okuduğum araştırmalar da, özellikle ABD’de Facebook’dan sonra en çok zaman harcanan sosyal mecranın bloglar olduğunu yazıyordu.
    2012’den beri fazla şey değişmedi. En büyük değişiklik, büyük kurumlar da blog kullanıyor. Örneğin Airbnb’nin blogundaki şu yazı http://nerds.airbnb.com/scaling-data-science/?utm_content=bufferd5c0d&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer Veri kullanımının kutsal kitabı gibi.

Düşüncenizi belirtin