Kategoriler
Devlet ve Politika

Borçlunun Temerrüdü Nedir, Sonuçları Nelerdir?

Temerrüt kelime anlamı itibari ile gecikmeyi ifade eder. Borç ilişkisinde taraflardan birisi edimini hukuka aykırı olarak ifa edemezse o kişi bakımından temerrüt gündeme gelir. Temerrüt borçlu temerrüdü ve alacaklı temerrüdü olarak iki şekilde gerçekleşebilir ve her ikisinin de farklı sonuçları vardır. Borçlu temerrüdü, borçlunun borcunu zamanında yerine getirememesi halinde söz konusu olur.

Borçlu Temerrüdünün Şartları Nelerdir?

Borçlunun temerrüde düşmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekir. Türk Borçlar Kanunu m.117’e göre borçlunun temerrüde düşmesi için alacağın muaccel hale gelmiş olması ve alacaklının da ihtarda bulunmuş olması gerekir. Her ne kadar kanunda bu iki şart aransa da borçlunun temerrüde düşmesi için bu iki şart tek başına yeterli değildir. Borçlu temerrüdünün şartları:

1. Alacaklının ifayı kabule hazır olması: Alacaklının ifayı kabule hazır olmaması hali alacaklı temerrüdünü oluşturur. Şayet alacaklı da ifayı kabule hazır değilse hem alacaklı hem de borçlu temerrüdü oluşmuş olur ve birbirleri ile yarışır. Ancak doktrinde kabul edilen görüşe göre hukuken bu durum mümkün değildir.

2. Borcun muaccel olmuş olması: Muacceliyet kanun gereği aranan bir şarttır. Borcun muaccel olması bir vade belirlenmişse vadenin gelmesi anlamına gelir. Vadenin belirlenmemesi halinde de kural olarak sözleşmenin kurulmasıyla derhal ifa ilkesi gereği borç doğar. Borç muaccel olmadan temerrüde düşme mümkün değildir.

3. Borcun ifasının mümkün olması: Objektif bir ifa imkansızlığının bulunmaması gerekir. Şayet edim objektif olarak sonradan borçlunun kusuru olmaksızın imkansızlaşmışsa artık ortada bir objektif ifa imkansızlığı vardır. Dolayısıyla borç de kendiliğinden sona erer. Taraflar birbirlerinden aldıklarını sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade eder.

4. Borçlunun bir defi ileri sürmemiş olması: Uygulamada en çok karşılaşılan defi ödemezlik defidir. Kural olarak aynı anda ifa ilkesi geçerlidir. Ancak taraflar dilerlerse bir tarafın daha önceden ifada bulunmasını kararlaştırabilirler. Şayet böyle bir durum söz konusu değilse alacaklı taraf kendi edimini ifa etmiş ya da etmeyi teklif etmiş ise borcun ödenmesi talebinde bulunabilir. Aksi halde borçlunun ödemezlik defini ileri sürebilmesi mümkündür. Ancak ileri sürülebilecek tek defi ödemezlik defi değildir. Zamanaşımı definin de söz konusu olması mümkündür.

5. Alacaklının borçluya ihtar çekmiş olması: Kanunun lafzından anlaşılan bir şarttır. Ancak istisnaları da vardır. İhtar alacaklının borçluyu ifaya davet etmesidir. İhtar açısından bir şekil şartı öngörülmemiştir. Ancak bilhassa tacirler bakımından Türk Ticaret Kanunu m.18 göz önünde bulundurulmalıdır. Kanun koyucu her ne kadar ihtar için şekil şartı öngörmemiş olsa da ispat kolaylığı açısından ihtarın yazılı şekilde ve mümkünse de resmi yazılı şekilde yapılması tavsiye edilir.

İhtara Gerek Olmayan Haller

İhtar her ne kadar kanuni bir şart olsa da bazı haller bakımından kanun koyucu ihtar çekmeye gerek olmadığını düzenlenmiştir. Yani bu hallerin varlığı halinde diğer şartlar da gerçekleşmişse borçlu ihtar çekilmeksizin temerrüde düşecektir.

1. Borcun ifa edileceği gün taraflarca kesin olarak belirlenmişse ve bu gün geçmesine rağmen ifa gerçekleşmemişse,

2. Haksız fiil meydana gelmişse haksız fiilin meydana geldiği gün itibariyle,

3. Sebepsiz zenginleşme söz konusu ise sebepsiz zenginleşmenin meydana geldiği günden itibaren,

4. Dürüstlük kuralı gereği borcun ifasının beklenemeyeceği hallerde( örneğin borçlunun açıkça ödemeyeceğini söylemesi ya da borcu kabul etmemesi halinde) borçlu ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşecektir.

Borçlu Temerrüdünün Genel Sonuçları Nelerdir?

1. Gecikme Tazminatı: Borçlunun borcunu ödemekte temerrüde düşmesi halinde ilk meydana gelecek olan sonuçlardan birisi alacağa gecikme tazminatının işleyecek olmasıdır. Buna göre borçlu temerrüde düşmede kusuru olmadığını ispat etmedikçe alacaklının temerrüt nedeniyle uğramış olduğu zararı gidermekten sorumlu olacaktır. Gecikme tazminatının talep edilebilmesi için mutlaka alacaklının bir zarara uğramış olması gerekir. Borçlunun tazmin etmekle yükümlü olduğu zarar müspet zarardır. Gecikme tazminatı ile birlikte aynen ifa talep edilebilir. Aynen ifadan vazgeçilmesi halinde gecikme tazminatı da istenemez.

2. Beklenmeyen Halden Sorumluluk: Beklenmedik haller nedeniyle uğranılacak olan zarardan borçlu temerrüdü nedeniyle sorumludur. Borçlunun bu sorumluluktan kurtulabilmesi için borcunu zamanında ifa etmiş olsaydı da bu halin gerçekleşeceğini veya temerrüde düşmekte kusur olmadığını ispat etmelidir.

Para Borçları Bakımından Temerrüt Faizi

Hukukumuzda para borçları her zaman diğer borçlardan ayrı bir kefeye konarak işlem görmüştür. Borçlu temerrüdünde de temerrüde uğranılan borç para borcu ise ilk gündeme gelecek olan temerrüt faizidir. Temerrüt faizini taraflar kendi aralarında daha önceden bir sözleşme ile belirlemiş olabilirler. Şayet belirlenmişe akdi faize göre temerrüt faizi hesaplanır. Ancak taraflar belirlememişse o zaman kanuni faize göre temerrüt faizi hesaplanır. Temerrüt faizi borçlunun temerrüdünün genel sonuçlarından farklı olarak kusur gerektirmeyen bir sonuçtur. Yani borçlu temerrüde düşmede kusuru olmasa bile temerrüt faizinden sorumludur. Temerrüt faizi alacaklı tarafından talep edilmedikçe hükmolunmaz. Dolayısıyla hakim tarafından da resen göz önünde bulundurulması mümkün değildir.

Karşılıklı Borç Doğuran Sözleşmeler Bakımından Borçlu Temerrüdü Halinde Alacaklının Hakları Nelerdir?

Karşılıklı borç doğuran sözleşmeler, sözleşmenin her iki tarafının da bir edimle yükümlü olduğu sözleşmelerdir. Karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde borçlu temerrüdünden bahsedebilmek için alacaklının borçluya borcunu ifa edebilmesi için uygun bir süre vermesi veya hakimden bu yönde bir talepte bulunmuş olması gerekir. Alacaklının seçimlik haklarını kullanabilmesi bu süre şartına tabi tutulmuştur. Ancak bazı haller bakımından süre verilmesine kanun koyucu gerek görmemiştir. Bunlar:

· Borçlunun içinde bulunduğu durum veya tutum gereği süre vermenin bir anlam ifade etmemesi,

· Borcun temerrüt nedeniyle ifasının artık alacaklı bakımından bir yararının söz konusu olmaması,

· Taraflarca borcun ifasında gecikilmesi ve belirli bir sürenin geçmesinden sonra artık ifanın kabul edilmeyeceğinin sözleşmede belirlenmiş olması halinde ekstra bir süre verilmesine gerek yoktur.

Alacaklının karşılıklı borç doğuran sözleşmelerde borçlunun ifası halinde kanun gereği bazı seçimlik hakları mevcuttur. Alacaklı durumun şartlarına göre bu seçimlik haklar arasından kendisine en uygun olanı talep edebilir. Bunlar:

1. Aynen ifa ve gecikme tazminatı.

2. Aynen ifadan vazgeçtiğini derhal borçluya bildirmek koşuluyla alacaklının uğradığı olumlu zararın (müspet) tazmini.

3. Sözleşmeden döndüğünü borçluya derhal bildirmek kaydıyla uğranılan olumsuz zararların (menfi) tazmini.

Bir cevap yazın