Kategoriler
Kimdir

Begum Azapoglu

Begum Azapoglu, Filistin’de yaşayan yahudi provokatör. Birkaç dil biliyor.

Sosyal mecralarda İsrail’in yaptığı zulümleri savunmak, büyüklüğünü ve dünya yönetimindeki sözü geçerliliğini her tartışma ortamında dile getirmek yaşam amacı haline gelmiş durumda.

Daha önce birkaç sözlük tipi web sitesinde hesabı olmasına rağmen bunlar ya kendisi ya da site sahipleri tarafından silinmiş. Hakkında açılan konu başlıklarında görüldüğü kadar bir erkek tarafından yönetilen ve Türkleri ve müslümanları aşağılama işine uzun zaman önce başlamış, bu konuda uzmanlaşmış sahte bir profil olması üzerinde duruluyor. Buna rağmen instagram üzerinde Begum Azapoglu adında İsrail’de yaşadığını iddia eden bir bayan var.

Kategoriler
Kimdir

Aynur Özel

Aynur Özel ya da uzman psikiyatrist Aynur Özel. Tarsus Devlet Hastanesi’nde görev yapmakta olan doktor. Aynı zamanda heyet doktorudur.

Kendisinin hastası olarak ilk karşılasmamızda epey canımı sıkmıştı. Sonuncu görüşmemizde de değişen birşey olmadı.

Öğrendiğim kadarıyla ocak 2020 gibi görev yeri değişecek, Adana Şehir Hastanesi’ne geçecekmiş.

Siyah giyinmeyi seviyor gibi.

Kategoriler
Kimdir Kültürler ve Toplumlar

Romulus ve Remus

Romulus ve Remus, Roma Mitolojisine göre MÖ 753’te Roma şehrinin kurucularıdır. Efsaneye göre Savaş Tanrısı Mars ile Rhea Silvia’nın ikizleridir. Ataları ise Truva’dan kaçan Afrodit’in oğlu Prens Aeneas’tır. Aeneas, Hektor’un kuzenidir.

Romulus ve Remus’u emziren dişi kurt, Peter Paul Rubens

Romulus, Roma şehrini beraber kurduğu kardeşi Remus’u öldürerek tahtın tek sahibi olmuştur. Remus, Romulus ile dalga geçtiği için Romulus’un Remus’u öldürdüğü sanılır. Gerçekte yaşayıp, yaşamadığı bilinmeyen Romulus’un tarihsel bir kişi olduğu şüphelidir.

İtalyan mitolojisine Etrüskler (Tuskiler) aracılığıyla geçmiş olan bir söylencedir. Türklerin mağarada kurt tarafından beslenen çocuk motifi ile birebir aynıdır. Romus ve Romulus iki (veya ikiz) kardeştirler ve Roma şehrini kurmuşlardır. Bir ırmağa bırakılırlar ve dişi bir kurt onları sudan çıkararak bir mağarada emzirir. Daha sonra çiftçi bir aile tarafından bulunarak evlat edinilirler. Roma şehrini kurmak için de kurt tarafından emzirildikleri yeri seçerler. Bu yerin etrafını çevirirken tartışmaya başlar ve kavga ederler bunun üzerine Romulus kardeşi Remus’u öldürür. Böylece kurduğu kent devletinin ilk hakanı kendisi olur. Kardeşleri besleyen Lupa kara renkli olarak betimlenir.

Roma’nın merkezinde heykelleri vardır.

Romulus, Akron’a karşı zaferi, Jean Auguste Dominique Ingres’in eseri
Romulus ve Remus. Gümüş drahmi (6,44 g). MÖ 269-MÖ 266
Kategoriler
Kimdir

John Stuart Mill

John Stuart Mill (d. 20 Mayıs 1806 – ö. 8 Mayıs 1873), İngiliz filozof, politik ekonomist, parlamento üyesi ve devlet memuru.

John Stuart Mill 1865
John Stuart Mill 1865

Mantık alanında, yalnızca tümdengelimsel mantıkla ilgili çalışmalar yapmayıp, tümevarımsal mantığı da formüle ederek geliştirmiş olan Mill, mantıksal ilkeleri sosyal alana, siyaset ve ahlak alanına uygulamasıyla ün kazanmıştır. Psikoloji alanında, çağrışımcılığın babası olarak kabul edilen filozof, psikolojiyi “zihin kimyası” olarak tanımlamıştır. O, çağrışımcı psikolojisini bilgi konusuna da taşımış ve bu alanda, Berkeley’den esinlendiği besbelli olan psikolojik bir idealizm geliştirmiştir. Mill, bununla birlikte, psikolojik idealizminde, maddesizciliği seçen Berkeley’den ayrılmış ve dış gerçekliğin varoluşunu kabul ederek, söz konusu nesnel gerçekliği “duyumları mümkün kılan, kalıcı dayanak” olarak tanımlamıştır. Ahlak alanında yararcılığı savunan Mill, hazzı ya da mutluluğu insan eylemlerinin en büyük amacı ve mutlak ölçüsü yapmış ve yararcılığında, genelin iyiliğini ve refahını temele almıştır.

Kategoriler
Kimdir

Cemaleddin Efganî

Cemaleddin Efganî ya da tam adıyla Seyyid Cemaleddin Muhammed bin Safder el-Efganî el-Hüseynî (Farsça: سید جمال‌‌‌الدین افغانی; d. Kasım 1838 – 9 Mart 1897, İstanbul), 19. yüzyıl fikir ve siyaset insanlarından biri olan Müslüman aktivist ve düşünür. İslami modernizmin kurucularından ve ümmet birliğinin savunucularındandır.

Oldukça hareketli bir hayat yaşamış olan Efgani, geniş bir çevreyi derinden etkileyebilmişti. Hem Batı hem de İslam alemini iyi tanıyordu. İslam dünyasının modernleşme meselesini ele alan Efgani, İslam’ın özüne zarar vermeden akılcı bir program çerçevesinde sorunları çözmeye çalıştı.

Cemaleddin Efganî
Cemaleddin Efganî

Milliyeti ve mezhebi

Doğum yeri, milliyeti ve mezhebi özellikle muhalifleri arasında sürekli tartışma konusu olmuştur. İranlı ve Şii olduğunu savunanlar; onun, Hemedan’daki Esedabad’da doğduğunu ve burada akrabalarının bulunduğunu, İran’la ilgili faaliyetlerinin önemli bir seviyede olduğunu, Farsçayı düzgün telaffuz ettiğini, pederinin adının Safder olduğunu ileri sürerek yeğeni olduğunu iddia eden Mirza Lütfullah Han’ın eserine ve İranlı bir dostuna bıraktığı evraklarına dayanarak bu iddialarını delillendirmişlerdir.

Afganistanlı ve Sünni olduğunu savunanlar ise; onun Afganistan’ın doğusundaki Kuner kasabasının Esedabad köyünde doğduğuna, Efganî’nin yazılı ve sözlü ifadelerinde açıkça Afganistanlı olduğunu belirttiğine, Afganistan tarihi ile ilgili kitap yazdığına, bu ülkede akrabalarının bulunduğuna ve bazı arşiv belgelerinde Afganistanlı olduğuna dair kayıtların olduğuna dayanmaktadırlar.

Efganî, Ahmet Ağaoğlu’na kökeni hakkında şu açıklamayı yapmıştır: “Benim babam ve annem aslen Meragalı’dır, fakat sonra Hemedan’a gelmişler, ben Hemedan’da doğdum. Fakat ben daha süt emerken babamın işleri bozulduğu için Afganistan’a hicret mecburiyetinde bulunmuşuz.” Bu açıklama Azerbaycan Türk’ü olduğu iddiasını desteklemektedir.

Efganî’nin İranlı olduğunu iddia edenler, bu konuda detaylı araştırmalar yapmış olan Nikki Keddie, Elie Kedourie, Huma Pakdamen ve A. Kudsizade gibi araştırmacılardır. Efganî’nin Afganistanlı ve Sünni olduğunu iddia edenler arasında ise, bazı Batılı araştırmacılar ile bir kısım öğrenci ve yakınları bulunmaktadır. Bunlar arasında Emir Şekib Arslan, Muhammed Abduh, Reşid Rıza, Corci Zeydan, Haydar Bammat, Ferid Vecdi, Edib İshak, Mahmud Kasım gibi yazar ve araştırmacılar yer almaktadır.

Yaşamı

On sekiz yaşına kadar Kâbil’de kalan Efgani, ilk öğrenimini alim babasından aldı. Ülkenin tanınmış alimlerinden çeşitli alanlarda dersler aldı ve daha sonrasında eğitimi için Hindistan’a gitti. Daha sonra Efgani hac sebebiyle gerçekleştirdiği yolculukta çok sayıda ülkeye de uğradı ve farklı kesimlerden insanlarla tanıştı. 1857’de Mekke’ye ulaşarak hac ibadetini yerine getirdi. Hac seyahatinden sonra Afganistan’a dönen Efgani, Dost Muhammed Han’ın iktidarında devlet hizmetine girdi. Dost Muhammed Han’ın 1863 yılında ölmesi üzerine ortaya çıkan iktidar mücadelesinden sonra Efgani önemli bir göreve getirildi.[2] Hindistan’a geçiş yapan Efgani’nin buraya gelişi kısa bir zamanda duyulunca büyük bir ilgiyle karşılaştı ve ona gösterilen büyük ilgiden rahatsız olan İngiliz yönetimi Efgani’nin derhal ülkeyi terketmesini bildirdi. Bunun üzerine Efgani, İngilizleri hedef alan bazı sözler söyledi.

1871 yılında Kahire’ye giden Efgani orada büyük bir ilgiyle karşılaşınca Mısır’da kalmaya karar verdi. Mısır’daki ikameti boyunca dersleri Ezher’den ziyade kendi evinde veriyor ve Posta Kahvehanesi’nde sohbetler yapıyordu. Efgani’nin dersleri başlangıçta ilmi konudaydı ancak zamanla buna siyaset de dahil oldu. Kötü idaresiyle devleti borçlandırdığı ve bu nedenle ülkenin bağımsızlığını tehlikeye attığı gibi gerekçelerle Hidiv İsmail Paşa’nın muhalifi oldu. Mason localarının faaliyetleri ve etkileri hakkında bilgi edinen Efgani, kendi amaçları doğrultusunda İskoç mason locasına girdiyse de bu locanın siyasete karışmak istememesi nedeniyle çıkan tartışma neticesinde locadan ihraç edildi.[2] Bunun üzerine French Grand Orient’a bağlı millî bir loca kurdu ve bazı alim ve devlet adamları da dahil tanınmış bazı kimseler bu locaya girdiler. Efgani’nin faaliyetlerinden rahatsızlık duyan İngilizler onu ülkeden kovdurmaya çalıştı ve konsolosları aracılığıyla konu hakkında hidivle görüştüler. Hidiv hükümeti de 1879’da yayımladığı bir resmî tebliğ ile Cemaleddin-i Efgani’nin ülkeden çıkarılmasını emretti.

Efgani tekrar Hindistan’a gitti ve Haydarabad’da tabiatçılığa reddiye konulu bir eser yazdı. Efgani, Seyyid Ahmed Han’ın tabiatçılık konusundaki görüşlerini eleştiriyordu. Bu gibi görüşlerin yayılması nedeniyle İslam birliğinin zarar gördüğünü ve bu durumdan da İngilizlerin yararlandığını düşünüyordu.

Vefatından sonra (9 Mart 1897), Osmanlı Sarayının özel izniyle, İstanbul’un, Maçka semtinde bulunan Osmanlı Mezarlığına defnedilir.

Görüşleri

İslami farkındalığı aşılayan Efgani, Müslümanların yaşadığı topraklarda yabancı hakimiyetine karşı gelen sömürge karşıtı bir aktivistti. Müslümanlara uyuşukluklarından kurtulma ve kendi özlerine yeniden sahip çıkma çağrısında bulunarak ülke ülke dolaştı.[13] İngiliz idarecilerin gözünde Efgani bir baş belasıydı. İngilizler’e nefretle bakan Efgani, İslam alemini Avrupalı devletlerin baskısından kurtarma kararlılığında olmakla birlikte başarılı olunabilmesi için Avrupa’daki bilim ve teknoloji eğitiminin alınması gerektiğine inanıyordu. Zira ona göre Batı her ne kadar İslam alemine saldırganlık gösteren bir düşman olsa da aynı zamanda yeniden güçlü bir toplum kurulmasına giden yolda üzerinde durulması gereken bir örnekti. İslam’ın pozitif bilimlere karşıt bir tutumu olmadığını ifade ediyordu. Diğer birçok modernist düşünür gibi o da Müslümanların kendi istikballerinden sorumlu olduklarını vurguluyordu. Ona göre Müslümanlar çağdaş bilimlerle ilgilenmeye karşı gelen ve “İslamın gerçek düşmanları” olduklarını böylelikle gösteren tutucu ulemanın tesirinden kurtarılmalıydı.[16] Efgani’ye göre İslam yasa ve teolojinin ötesinde büyük bir medeniyetti. Çünkü ona göre Batı’nın entelektüel temelleri İslam’dan alınmaydı. Emperyalizm karşıtlığı ve İslam birliği fikri onun bıraktığı mirasın en önemli unsurları oldu.

el-Urvetü’l Vüska

1882’de Mısır’ın İngilizlerce işgal edilmesinden iki yıl sonra Efgani, Müslümanların esaretine son vermeyi ve İngiliz işgaline karşı gelmeyi hedefleyen el-Urvetü’l Vüska dergisini çıkardı. Her ne kadar kendini gazete olarak tanıtsa da yayın formatına bakıldığında daha ziyade bir dergi olarak sayılmaktadır. İslami reform çağrısı yapan derginin ilk sayfasında Cemaleddin Efgani derginin siyasi müdürü, Muhammed Abduh ise başyazar olarak geçiyordu. Derginin İngiliz yayılmacılığına yönelik eleştirileri nedeniyle Hindistan ve Mısır’da dağıtımı ve bulundurulması yasaklanmış ancak yine de muhtelif yollarla okuyucusuna ulaştırılmaya çalışılmıştır.[20] Toplam on sekiz sayı çıkan derginin her ne kadar ömrü kısa sürse de İslam alemine ciddi bir etkisi olmuştur.

Kategoriler
Kimdir

Muhammed Abduh

Muhammed Abduh tam adıyla Muhammed Abduh bin Hasan Hayrullâh et-Türkmânî el-Mısrî (Arapça محمد عبده‎) (d. 1849, Nil Deltası – ö. 11 Temmuz 1905, İskenderiye); Mısırlı Türk kökenli eğitimci, yargıç ve reformcu.

Çağdaşlaşmacı İslamcılık’ın kurucusu olarak kabul edilir. İslam ve Özgürlükler gibi son kitaplarında yer alan görüşleri nedeni ile Yeni-Mutezilecilik’in de kurucusu olarak değerlendirildi. Bir Mason Üstadı olan Abduh Bahailik inancı ile de yakın ilişkiler içerisinde olan bir kişilikti.

Muhammed Abduh
Muhammed Abduh

Yaşamı ve meslek hayatı

Muhammed Abduh 1849’da Aşağı Mısır’ın bir köyünde dünyaya geldi. Babası Türk, annesi Arap’tır. Bir hafız tarafından eğitildi. 13 yaşına geldiğinde Mısır’ın ikinci büyük eğitim yeri olan Ahmedi Camii’nin Kur’an Kursu’nda Medrese eğitimine başladı. Kısa bir süre sonra okulu terk ederek evlendi. 1866’da Kahire’de bulunan El-Ezher’ e kayıt oldu. Burada mantık, felsefe ve gizemcilik öğrenimi gördü.

28 yaşına geldiğinde üyelerinin arasında Mısır Hidivliği’nin şehzade ve veliahtı olan Tevfik Paşa, daha sonra başbakanlık görevi yapan Muhammed Şerif Paşa, Haziran – 27 Ağustos 1882 tarihleri arasında Mısır Hidivliği’nde Milli Eğitim Bakanlığı yapan Abhaza Süleyman Paşa ile Saad Zaglul Paşa gibi şahsiyetlerin de bulunduğu “Kavkabu’l-Şark” (Doğunun Uydusu) ismindeki Mason Locası’na katıldı.

A. M. Broadbent’in tasvirine göre Şeyh Abduh tehlikeli görülmemesi gereken Cumhuriyetçi ve Müslüman bir Mason Locası Üstadı idi. Masonik ilkeler ile uyumlu olarak bütün dinî eğilimleri birleştirme amacına yönelik çalışmalar yaptı.

“ İslâmiyet ve Hristiyanlık gibi İki büyük dinin bir gün elele vererek birbirlerini kucaklayacaklarını ümid ediyorum. Daha sonra Tevrat, Kitab-ı Mukaddes ve Kur’an-ı Kerîm biribirlerini destekleyen ve her yerde okunan kitaplar haline gelecekler ve bütün milletler tarafından saygıyla karşılanacaklar. „


dediği kaydedilen Abduh, bir gün Müslümanlar’ın Tevrat ile İncil’i okuyacaklarını ümid etmekteydi.

Afgani ve Muhammed Abduh

1872’de Cemaleddin Afgani ile tanışarak Afgani’nin tilmizi oldu. Risalet el-Tevhid ve Tefsir el-Manar adlı eserinde açıkladığı görüşleri Afgani etkisi ile yaklaştığı İbn Teymiyye görüşlerinin etkilerini taşıdı. Afgani’nin etkisi altında gazetecilik, siyaset ve mistik ruhaniyetçilikle ilgilendi. Abduh, Afgani’ den Mısır’ın ve diğer İslam ülkelerinin sorunlarını ve batıdaki bilimsel ve teknolojik ilerlemenin nedenlerini öğrenmeye çalıştı.

1877’de, El-Ezher’den aldığı derece ile ulema sınıfına dahil oldu ve aynı medresede mantık, teoloji ve etik öğretimine başladı. 1878’de Darül Ulum Medresesi ne Tarih profesörü olarak ve Hidiv Dil Okulu’na Arapça öğretmek üzere olarak atandı. Devletin resmi yayın organı Vaka-i Mısriyye’ ye editör ve şef olarak atandı. Kendisini Mısır toplumunu bütün açılardan yeniden biçimlendirmeye adadı. Eğitimin bu hedefi başarmada en iyi yol olduğunu bilmekte idi. Rüşvet, batıl inanç ve zenginliğin lüks yaşamını eleştirdi.

Afgani 1879’da Mısır’dan sınır dışı edildi. Abduh da El Ezher’deki işinden azledilince köyüne döndü. Ülkedeki İngiliz kontrolü nedeni ile Mehmet Ali Paşa hanedanının 6. Hükümdarı Hidiv Tevfik Paşa’ya karşı başlatılan Urabi Ayaklanması’na verdiği destek gerekçesi ile 1882’de 6 yıl boyunca kaldığı sürgüne gönderildi. Lübnan’da birkaç yıl kaldı. Ayaklanma nedeni ile 1882’de başlayan Mısır’daki İngiliz İşgali fiili olarak 1922 yılına kadar sürdü. 1884’te Paris’e giderek akıl hocası olan Afgani ile buluştu. Paris’te Urvat’ül Vüska isimli gizli bir örgüt kurdular. Bir de görüşlerini yaymak üzere ihtilalci bir dergi çıkarttılar. Abduh, bu derginin temsilcisi sıfatı ile İngiltere’ye geçtiğinde burada İngiliz gazeteci Wilfrid Blunt tarafından desteklendi, dönemin üst düzey İngiliz yöneticileri ile tanıştırıldı ve Winston Churchill’ in babası Randolph Churchill ve diğer bazı İngiliz politikacılar ile görüştürüldü. Mısır ve Sudan konuları ile ilgili üst düzey kişilerle görüşmeler yaptı.

1885’te Beyrut’a döndü burada Yahudilik, Hristiyanlık ve Müslümanlığı bir araya getiren dernekler kurdu. Osmanlı idaresinde bulunan Beyrut’taki faaliyetleri zararlı görülerek ülke dışına sınırdışı edilmesi üzerine 1888’de Kahire’ye döndü. Mısır’a döndüğünde mesleki yükselmesine başladı.

Abduh kendisine neden hocası Cemaleddin Afgani ile birlikte Mason Locası’na girdiklerinin sorulması üzerine, bu kararı kendi siyâsî ve sosyal amaçlarını gerçekleştirebilmek için aldıklarını söylemişti.

1889’da Kahire Müftüsü yapıldı ve ölümüne kadar bu görevde kaldı. 1890’da Mısır’da bulunan ilk derece mahkemelerinin yerel kürsüsüne yargıç olarak atandı. 11 Temmuz 1905’te İskenderiye’de vefat etti.

Düşünceleri ve etkiledikleri

Muhammed Reşit Rıza, Abduh’un en yakın tilmizlerinden birisi oldu ve nitekim vefatından sonra Abduh’un en önemli eseri kabul edilen Tefsir El Manar, 12 cilt halinde Reşit Rıza tarafından 1927 yılında bastırıldı. Abduh, İslam dünyasında kadın erkek eşitliğinin sağlanması ve çok eşli evliliklere karşı çıkması ile de bilindi. Müslümanların banka faizi almalarında bir sakınca olmadığını belirttiği fetvası ilgileri çeken fetvalardan birisidir. İrade, akıl ve ahlak konularında açıkladığı görüşleri Mutezile görüşlerine yakın bulunur.

Abduh, Modernizm ile İslam’ı bağdaştırmaya gayret gösterdi. Kendisinden sonra Mısır’da yetişen ve görüşleri diğer Arap ülkelerine de yayılan, Selefi yorumcuların etkilendiği kişilerden biri olarak kabul edildi.

Kategoriler
Kimdir

Sigmund Freud

Sigmund Freud (Almanca telaffuz: [ˈziːkmʊnt ˈfʁɔʏt], nüfus kaydında Sigismund Scholomo Freud) (d. 6 Mayıs 1856, Příbor, Moravya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu (bugün Çek Cumhuriyeti) – ö. 23 Eylül 1939, Londra, Birleşik Krallık), psikanaliz kurucusu olan Avusturyalı nörolog. Kişiliğin 5 farklı dönemden geçerek geliştiğini öne süren Psikanalitik kuramın kurucusudur. Bir psikoterapi tekniği olarak psikanaliz, hastaların zihinsel süreçlerinin bilinçdışı unsurları arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışır.

Sigmund Freud, 1920
Sigmund Freud, 1920

Hayatı

Orta halli bir Yahudi yün tüccarının, kırk yaşındayken, kendisinden yirmi yaş küçük bir kadınla yaptığı ikinci evliliğinden dünyaya geldi. Ekonomik bunalımdan dolayı ailesi Viyana’ya yerleşmek zorunda kaldığında, Freud henüz 4 yaşındaydı. 1938 yılına kadar burada yaşadı.

Lisede Latince, Fransızca ve İngilizce öğrenirken kendi çabalarıyla da İbranice, İspanyolca ve İtalyanca öğrendi. Başarılı bir öğrenciydi. Goethe’nın yapıtlarından etkilenerek, başlangıçta istemediği halde, tıp okumaya karar verdi.

Üniversite yıllarında Yahudi düşmanlığıyla karşılaştı, okuldaki arkadaş çevresinden dışlandı. 1876 yılında fizyolojist Brücke’nin laboratuvarına girdi, burada anatomopatoloji ve insan sinir sistemi üzerine araştırmalar yaptı. 1881’de tıp öğrenimini bitirdi. 1883’te dönemin ünlü beyin anatomisi ve nöropatoloji uzmanı Dr. Theodor Meynert’in yönetiminde psikaytri kliniğinde asistan olarak çalışmaya başladı. 1884’te kokain üzerine bir inceleme yapmakla görevlendirildi. 1884’te kokainin analjezik özelliklerini keşfetti, anestezik niteliklerini ise sezinledi. (Yaşamım ve Psikanalız adlı yapıtında kokainin anestezik niteliklerini aslında bildiğini, yalnız tıp çalışmalarını bıraktığından dolayı bunların başkaları tarafından ortaya çıkarıldığını ileri sürer.)

Aldığı bir bursla 1885’te Paris’e gitti, Salpêtriê Hastanesi’nde, Jean Martin Charcot’nun yanında staja başladı. Burada histerinin belirtilerini, hipnotizma ve telkinin etkilerini gözlemledi. Charcot’dan çok etkilendi (Yaşamım ve Psikanaliz ‘de Charcot’ya ne kadar düşkün olduğu görülür). Charcot’nun konferanslarını Almancaya çevirdi ve 1886’da yayımladı.

1886’da Paris’ten ayrılarak Berlin’e gitti. Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi. Viyana’ya dönerek özel hekimliğe başladı. 1886 ekim ayında 4 yıldır nişanlı olduğu Martha Bernays ile evlendi. Sinir hastalıkları ve histeri şikayetiyle kendisine başvuranlar üzerinde dönemin ünlü tedavi yöntemlerini, elektroterapi ve hipnotizmayı uyguladı. 1887’de Dr. Bernheim’in Telkin ve Telkinin Tedavideki Uygulamaları Üstüne adlı kitabını çevirdi.

Elizabet von R. adındaki bir kadın hasta kendisini serbest çağrışım yöntemine zorlayınca hipnozdan vazgeçti. 1892 – 1895 yılları arasında Charcot’nun Salı Günü Dersleri adlı kitabının çevirisini, savunma psikonevrozları üzerine bir makaleyi ve saplantılar ve fobiler üzerine başka bir makaleyi Breuer ile ortaklaşa hazırladı. Ancak tıp çevrelerince Histeri Üzerine İncelemeler hoş karşılanmadı. Bu yapıtta psikanalizin temel ilkelerine rastlanır.

1896 yılında babasının ölümü üzerine derin bir bunalıma girdi ve sistematik olarak kendini çözümlemeye başladı. Yine aynı yıl Breuer’le nevrozların cinsel açıdan açıklanması konusunda ters düşerek yollarını ayırdı. Histerinin cinsel etiyolojisi üzerine verdiği bir konferans skandala yol açtı. Bu dönemde W. Fliess’le yazışmaları, özçözümleme süreci, hayatı üzerinde önemli etkiler yarattı. (Bu yazışmaları Freud’un ölümünden sonra eşi ve kızı tarafından kamuoyuna duyurulmuştur. Freud psikanalize özel hayatını karıştırmak istemediğinden, kişisel kayıtlar bırakmamış, birçok yazışma ve mektubunu ölümünden önce yakmıştır.) Hayatının 10 yıl süren bu döneminde, Freud hem yandaş, hem öğrenci bakımından yalnız kaldı. Kendini hastaların tedavisine ve psikanalizin yaratılmasına yoğunlaştırdı. Bu sürecin sonucu olarak 1897’de Oedipus Kompleksi, 1900’de Düşlerin Yorumu (iki cilt) adlı eserler ortaya çıktı.

1908’te Viyana Psikanaliz Derneği kuruldu. Bu olay, Freud için bir dönüm noktasıydı, Yaşamım ve Psikanaliz kitabında buna büyük yer verdi. Ancak bu tarihten önce bile Freud’un çevresinde çözümlemenin giderek kurumlaştığı görülür. 1902’den sonra “Çarşamba Günleri Psikoloji Derneği”, adı altında başta P. Federn, O. Rank, W. Stekel ve Alfred Adler olmak üzere, Freud’un ilk yandaşları bir araya toplandılar. 1904’te E. Bleuer’le yazışmaya başladı. 1907’de Bleuer’in asistanı Carl Gustav Jung tarafından ziyaret edilir. Jung aynı yıl Zürih’te Freud Derneği’ni kurdu. Bu Freud için büyük bir başarıydı, zira psikanaliz artık ülke sınırlarının dışına çıkmıştı. Takip eden yıllarda Jung, 1. Psikanaliz Kongresi’ne katıldı ve psikanaliz üzerine konferanslar vermek üzere Freud ile birlikte ABD’ye yolculuk etti. Freud, 1910 – 1920 yıllarında Psikanaliz Üzerine, Bir Paranoya Vakası Özyaşam Öyküsü Üzerine Psikoanalitik Gözlemler: Başkan Screber, Totem ve Tabu, Narsizmin İncelenmesine Giriş, Yas ve Melankoli adlı eserleri yayımladı.

1923’te kendisine üstçene ve damak kanseri tanısı kondu. İzleyen yıllarda 33 kez ameliyat oldu. Sürekli protez takması gerektiğinden dolayı uzun yıllar konuşma ve yemek yeme sıkıntısı çekti. 1938’de Naziler’in Viyana’ya girmesiyle birlikte en küçük çocuğu Anna ile birlikte Avusturya’yı terk etmek zorunda kalarak Londra’ya yerleşti. Ölümüne dek tedavi ve çalışmalarına burada devam etti.

Freud, prensipleri gereği kişisel hiçbir özel belge, anı defteri, mektup bırakmamış, hepsini yakmıştır. Bu nedenle, Freud’a dair ilk ve en kapsamlı bilgiler ilk olarak yakın dostu İngiliz psikaytr Ernest Jones’un 1953’te yayımlanan üç ciltlik Sigmund Freud’un Yaşamı ve Yapıtları adlı kitabıyla ortaya çıkarıldı.

Eserleri

  • Zur Psychopat­hologie des Alltagslebens (Günlük Yaşa­mın Psikopatolojisi)
  • Die Traumdeutung (Düşlerin Yorumu)
  • Über Psychoanaly­se (Psikanaliz Üzerine Beş Ders)
  • Totem und Tabu (Totem ve Tabu)
  • Zur Einführung des Narzissmus (Narsisizmin İncelenmesine Giriş)
  • Unbehagen in der Kultur (Uygarlı­ğın Huzursuzluğu)
  • Jenseits des Lustprinzips Das Ich und das Es (Haz İlkesinin Ötesinde Ben ve İd)
  • Der Mann Moses und die monotheistische Religion (Musa ve Tektanrıcılık)
  • Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme, 1905
  • Der Witz und seine Beziehung zum Unbewussten, Espiriler ve Bilinçdışı’yla İlişkisi, 1905
  • Psychoanalytische Bemerkungen über einen autobiographisch beschriebenen Fall von Paranoia / Der Fall Daniel Paul Schreber, (Bir otobiyografik paranoya vakasında psikanalitik yorumlar / Dava Daniel Paul Schreber), 1910/11
  • Psikanalizin Tarihçesi, 1914
  • Psikanalize Giriş Dersleri, 1917
  • Yaşamım ve Psikanaliz, 1925
  • Tutukluk, Semtom ve Korku, 1926
  • Bir Yanılsamanın Geleceği, 1927
  • Kültür İçindeki Huzursuzluk, 1930
  • Psikanaliz ve Uygulama,
  • Psikanaliz Üzerine,
  • Olgu öyküleri
  • Histeri ile Mücadele

Hayat kronolojisi

  • 1856 6 Mayıs. Musevi bir ailenin çocuğu olarak Moravya’da Freiberg’de (bugün: Příbor) doğar.
  • 1860 Aile Viyana’ya yerleşir.
  • 1865 İlkokula girer.
  • 1873 Viyana Üniversitesine tıp öğrencisi olarak girer.
  • 1876-82 Viyana’da Fizyoloji Enstitüsünde Brücke’nin yanında çalışır.
  • 1877 İlk yayınlar: anatomi ve fizyoloji üzerine makaleler
  • 1881 Tıp doktoru olarak mezun olur
  • 1882 Martha Bernays ile nişanlanma
  • 1882-5 Viyana Genel Hastanesinde çalışma, beyin anatomisi üzerinde yoğunlaşma: pek çok yayın
  • 1884-7 Kokainin klinik kullanımı üzerine araştırmalar
  • 1885 Nöropataloji Privatdozent’i (üniversite hocası) olarak atanma
  • 1886 Martha Bernays’la evlenme. Viyana’da sinir hastalıkları üzerine özel muayenehane açış.
  • 1886-93 Viyana’da Kassowitz Enstitüsünde nöroloji üzerine, özellikle çocuklardaki beyin felçleri üzerine sürekli çalışma ve pek çok yayın
  • 1887 En büyük kızının doğumu (Mathilde)
  • 1887-1902 Berlin’deki Wilhelm Fliess’le arkadaşlık ve yazışma. Freud’dun, bu dönemde, ona yazdığı ve ölümünden sonra, 1950’de yayımlanan mektupları görüşlerinin gelişimine pek çok ışık tutmuştur.
  • 1887 Uygulamalarında hipnotik telkini kullanmaya başlar
  • 1888 (yak) Histerinin katartik sağaltımında hipnozu kullanarak, Breuer’i izlemeye başlar. Giderek hipnozu bırakır ve onun yerine serbest çağrışımı geçirir.
  • 1889 Telkin tekniğini incelemek üzere, Nancy’de Bernheim’ı ziyaret eder. En büyük oğlunun doğumu (Martin)
  • 1891 Afazi üzerine monografi.
  • 1892 En küçük oğlunun doğumu (Ernst).
  • 1893-8 Histeri, obsesyonlar ve anksiyete üzerine araştırma ve kısa makaleler.
  • 1895 Breuer ile birlikte, Histeri Üzerine Çalışmalar; olgu öyküleri ve Freud’un kendi tekniği betimlemesi.
  • 1893-6 Freud’la Breuer arasında giderek artan görüş ayrılığı. Freud, savunma ve bastırma kavramlarını ve de nevrozun, ego ile libido arasında bir çatışmanın sonucu olduğunu getirir.
  • 1895 Bilimsel bir ruh bilim projesi: Freud’un Fliess’e mektupları arasında bulunur ve ilk kez 1950’de basılmıştır. Ruhbilimi nöroloji terimleri ile anlatmak için başarısız bir girişim, ama Freud’un daha sonraki çoğu kuramının habercisidir.
  • 1896 Ruh çözümleme teriminin ortaya çıkışı. Babasının ölümü (80 yaşında).
  • 1897 Freud’un öz-çözümlemesi; yaralanma kuramının terk edilmesine ve çocuksu cinsellik ve Oediepus karmaşasının benimsenmesine yol açmıştır.
  • 1900 Düşlerin Yorumu. Son bölümünde, Freud’un zihinsel süreçler, bilinçdışı ve haz ilkesinin üstünlüğü üzerine tüm görüşleri ilk kez özetlenir.
  • 1901 Günlük Yaşamın Psikopatolojisi. Bu, düşler hakkındaki kitapla birlikte, Freud’un kuramlarının, yalnızca patolojik durumlara değil normal zihinsel yaşama da uygulandığını ortaya koyar.
  • 1902 Professor Extraordinarius atanır.
  • 1905 Cinsellik Kuramı Üzerine Üç Deneme: İnsanoğlunda, cinsel içgüdünün gelişiminin, bebeklikten erişkinliğe dek ilk kez izlenişi.
  • 1906 (yak) C.G. Jung ruh çözümlemeye katılır.
  • 1908 Ruhçözümleyicilerin ilk uluslararası toplantısı (Salzburg’da).
  • 1909 Freud ve Jung konferans vermek üzere ABD’ye çağrılırlar. Bir çocuğun ilk çözümlemesinin olgu öyküsü (küçük Hans beş yaşında) daha önce, erişkinlerin çözümlemesinden çıkarılmış olan sonuçların, özellikle de bebeklik cinselliği ile Oediepus ve iğdiş edilme karmaşasına ilişkin olanların desteklenmesi.
  • 1910 (yak) Narsisizm kuramının ilk ortaya çıkışı.
  • 1911-15 Ruh çözümleme tekniği üzerine makaleler.
  • 1911 Alfred Adler’in ayrılışı. Ruh çözümleme kuramlarının psikolojik bir olguya, Dr. Schreber’in öz yaşam öyküsüne uyarlanması.
  • 1912-13 Totem ve Tabu: Ruh çözümlemenin, antropolojik malzemeye uyarlanması.
  • 1914 Jung’un ayrılışı. Ruhçözümsel Devinimin Tarihi Üzerine. Adler ve jung hakkında polemik yapılan bir kesimi de içerir. Son büyük olgu öyküsünü, Kurt Adamı yazar. (1918’e dek yayınlanmamıştır).
  • 1915 Günümüze yalnızca beş tanesi gelmiş temel kuramsal sorularla ilgili on iki metapsikolojik makaleden oluşan dizi.
  • 1915-17 Giriş Konferansları: Freud’un görüşlerinin birinci Dünya Savaşı’na kadarki durumunun kapsamlı genel bir değerlendirmesi.
  • 1919 Narsisizm kuramının savaş nevrozlarına uygulanması. İkinci kızının ölümü.
  • 1920 Haz İlkesinin ötesinde: yineleme takıntısı ve ölüm içgüdüsü kuramının ilk kez açık olarak tanıtılması.
  • 1921 Grup Ruhbilimi. Egonun sistematik bir çözümsel incelenmesinin başlangıcı.
  • 1923 Ego ve İd. Bir id, bir ego ve bir de süperegoya bölünmesiyle aklın yapı ve işleyişinin büyük ölçüde düzeltilmiş tanımı. Kanser hastalığının ortaya çıkışı.
  • 1925 Kadınların cinsel gelişimi üzerine düzeltilmiş görüşler.
  • 1926 Ketvurmalar, Belirtiler ve Anksiyete. Anksiyete sorunu üzerine düzeltilmiş görüşler.
  • 1927 Bir yanılsamanın geleceği. Bir din tartışması: Freud’un geriye kalan yıllarının çoğunu adadığı bir dizi toplum bilimsel çalışmanın birincisi.
  • 1930 Uygarlık ve Hoşnutsuzlukları. Bu, Freud’un yıkıcı iç güdüler (ki ölüm iç güdüsünün bir görünümü sayılmıştır) üzerine ilk kapsamlı çalışmasını içerir. Freud, Frankfurt kenti tarafından Goethe ödülü ile ödüllendirilir.
  • 1933 Hitler Almanya’da güç kazanır. Freud’un kitapları Berlin’de halk önünde Naziler tarafından yakılır.
  • 1934-8 Musa ve Tek Tanrıcılık. Freud’un yaşarken yayımlanan son kitabı.
  • 1938 Hitler’in Avusturya’yı ilhakı. Freud, Londra’ya gitmek üzere, Viyana’yı terk eder. Ruhçözümlemenin Bir Taslağı. Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı.
  • 1939 23 Eylül, Londra’da ölümü.
Kategoriler
Kimdir

Dennis Ritchie

Dennis MacAlistair Ritchie (9 Eylül 1941 – 12 Ekim 2011), uzun süre birlikte çalıştığı arkadaşı Ken Thompson ile birlikte C programlama dilini ve Unix işletim sistemini yazan saygın Amerikalı bilgisayar mühendisi. 1983’te Turing Ödülü’nü, 1999’de Ulusal Teknoloji Madalyası ödülünü aldı. 12 Ekim 2011’de hayatını kaybetmiştir.

Dennis Ritchie, 1999
Dennis Ritchie, 1999

Yaşamı

Bronxville, New York’ta doğdu. Harvard’dan fizik ve uygulamalı matematik’te dereceyle mezun oldu. 1967’de Bell laboratuvarları Bilgisayar Bilimleri Araştırmaları merkezinde çalışmaya başladı..

C ve Unix

Ken Thompson (solda) ile Dennis Ritchie (sağda)
Ken Thompson (solda) ile Dennis Ritchie (sağda)

Ritchie C programlama dilinin yaratıcısı ve Unix’in en önemli geliştiricilerinden biri olarak bilinir. Ayrıca C Programlama Dili kitabının da(K/R veya K&R olarak da anılır)(yazarları baz alınır, Kernighan ve Ritchie) yazarlarından biri olarak da bilinir. Dennis Ritchie’nin Ken Thompson’la birlikte C’yi yaratması ve Unix’in geliştirilmesindeki katkıları onu bilgisayar bilimlerinde önemli bir öncü yaptı. C programlama dili bugün hâlâ yazılım dünyasında aktif olarak kullanılmaktadır ve C++, Java, C# gibi modern programlama dillerini de etkilemiş konumdadır. Ünlü Linux işletim sistemi ve onun araçları Dennis Ritchie’nin yaptıklarına dayanmaktadır. Windows işletim sistemi de Unix uyumlu araçlar ve geliştiriciler için C derleyicileri içermektedir.

C programlama dilinin ilk örneğini şöyle vermiştir:

#include <stdio.h>
 
main()
{
    printf("Hello, World");
}

Ödüller

Turing Ödülü 1983’te Ritchie ve Ken Thompson Generic İşletim Sistemleri Teorisi ve özellikle UNIX işletim sistemini yaşama geçirmelerinden dolayı beraber Turing Ödülü’nü aldılar. Ritchie’nin Turing Ödülü konuşmasının başlığı “Reflections on Software Research” idi. Ulusal Teknoloji Madalyası: 27 Nisan 1999’da Ritchie ve Thompson bilgisayar donanımlarında ve yazılımlarında büyük gelişmeler sağlatan, ABD’nin bilgi çağına öncülük etmesini sağlayan UNIX işletim sistemine ve C programlama diline yardımlarından dolayı beraber Bill Clinton’dan 1998 Ulusal Teknoloji Madalyası’nı aldılar.

Kitapları

C Programlama Dili (1978 – Brian Kernighan’la birlikte K&R)
Unix Programcısının Elkitabı(1971)

Takma adı

Dennis Ritchie bazı Usenet haber gruplarında (c, bilgisayar gibi) dmr olarak da bilinir.(Bell lab. E posta adresi)

Kategoriler
Kimdir

Guido van Rossum

Guido van Rossum (d. 31 Ocak 1956), Hollandalı bir bilgisayar programcısıdır.

Python programlama dilinin yazarıdır. Şu anda Dropbox’da çalışmaktadır. Halen Python programlama dilinin geliştirilmesine katkı sağlamakta ve geliştirici grubun liderliğini sürdürmektedir.

Guido van Rossum - OSCON 2006
Guido van Rossum – OSCON 2006

Geçmişi

Van Rossum anavatanı olan Hollanda’da büyümüş ve yüksek lisansını 1982 yılında matematik ve bilgisayar bilimleri alanında Amsterdam Üniversitesi’nde yapmıştır. Daha sonra Hollanda Centrum Wiskunde & Informatica (CWI), Amerikan National Institute of Standards and Technology (NIST) ve Amerikan Corporation for National Research Initiatives gibi çeşitli araştırma merkezlerinde görev yapmıştır. 2005 yılının Aralık ayından beri Google’da çalışmaktadır [1] ve işteki yarı zamanını Python’un geliştirilmesine harcamaktadır.

Kişisel Hayatı

Guido van Rossum’un kardeşi Just van Rossum, bir yazıtipi tasarımcısı ve bilgisayar programcısıdır. Python logosundaki “Python Powered” yazısının yazıtipini Just van Rossum tasarlamıştır. Guido, Amerikalı eşi Kim Knapp[2] ve oğlu Orlijn[3] ile birlikte Kaliforniya’da yaşamaktadır.

Kategoriler
Kimdir

Leonid Rogozov

Leonid İvanoviç Rogozov (Rusça: Леонид Иванович Рогозов, d. 14 Mart 1934 – ö. 21 Eylül 2000) 1960-1961 yıllarında düzenlenen altıncı Sovyet Antartik Seferi’nde pratisyen hekim olarak görev alan Sovyet doktor. Görev sırasında kendinden başka bir doktorun olmaması sebebiyle, kendi kendini apandisit ameliyatı yapmasıyla ünlenmiştir.

Leonid Rogozov'ın 1961'de kendi kendine yaptığı ameliyattan bir kare
Leonid Rogozov’ın 1961’de kendi kendine yaptığı ameliyattan bir kare

Antarktika seferi

Novolazarevskaya İstasyonu’nda görev alan tek doktor olan Rogozov, buradaki görevi sırasında hissettiği rahatsızlıklardan dolayı kendisine apandisit tanısı koydu. Midesinin üst tarafında şiddetli bir ağrı hissetmesi, midesinin bulanması ve vücut sıcaklığının 37.5 derecenin üstüne çıkması üzerine bütün bu belirtilerin apandisitten kaynaklandığını anlayan Rogozov, araştırma ekibinde kendinden başka doktor olmaması sebebiyle kendi kendini ameliyat etme kararı aldı. Son derece olumsuz şartlar içinde ve sadece karşısına koyduğu bir ayna vasıtasıyla ameliyata başlayan doktor, önce ağrıyan yere lokal anestezi yaptı. Ardından yanında bulunan aletlerle operasyona başlayan Rogozov, ayna yardımı ve el yordamıyla tam iki saat süren bir operasyon gerçekleştirdi. İki saat içerisinde apandisitini alan Leonid Rogozov ameliyattan sonra kendini tekrar dikti.

Ameliyat sonrasında kısa bir süre halsizlik yaşasa da, peritonit bulguları kayboldu. Rogozov’un vücut sıcaklığı beş gün sonra normale döndü ve dikişleri operasyondan yedi gün sonra çıkarıldı. Yaklaşık iki hafta içerisinde görevine döndü. Bu inanılmaz ameliyatla tıp tarihine geçen Rogozov, 1961 yılında Kızıl Bayrak İşçi Nişanı ödülüne layık görüldü.

Sonraki yaşamı

1962 yılı Ekim ayında Sankt-Peterburg’a döndü ve çeşitli doktoralar üzerinde çalışmaya başladı. Eylül 1966 yılında yemek borusu kanseri tedavisinde, yemek borusu rezeksiyonu başlıklı bir doktora tezini savundu. Daha sonra Sankt-Peterburg’da çeşitli hastanelerde doktor olarak çalıştı. 1986’dan 2000 yılına kadar Saint Petersburg Araştırma Enstitüsü’nde cerrahi bölüm başkanı olarak görev yaptı.

Rogozov, 21 Eylül 2000 senesinde 66 yaşındayken Rusya’nın Saint Petersburg şehrinde akciğer kanseri hastalığından yaşamını yitirdi.