Gaslighting

Gaslighting, bir psikolojik manipülasyon ve taciz yöntemi. Bireyin kendi hafıza, algı ve akıl sağlığını sorgulayıp irdelemeye iten bir çeşit kötü yönlendirme. Bireyde veya seçilen grupta şüphe uyandırma, kalıcı inkâr, çelişki ve yalan yoluyla peyderpey dikte edilir ve fark edilmesi kimi zaman güçtür.

Terim adını Gas Light (Gaz Lambası) adlı 1938 yapımı bir filmden almaktadır. Oyundaki erkek karakter eşini deli olduğuna iknâ etmeye çalışıyor ve gaz lambasını söndürdüğünde eşi bunun gerçek olmadığı ve uydurulmuş bir şey olduğunun farkına varıyor.

Gaslighting yaşanan ikili ilişkilerde baskın olan birey idealleştirme, değersizleştirme ve gözden çıkarma şeklindeki üç aşamayı izliyor. Baskın ve maniple etme amacındaki birey ilk olarak birlikteliklerinin harika olduğu algısı yaratıp hayran olma safhasına geçilir. Bir sonraki ve en zor olan evre, yani değersizleştirme evresinde hayranlık duyulan birey sorunlu, ideal olmayan ve hiçbir şeyi beceremeyen bir kişiye evriltilir. Gözden çıkarma safhasında ise mağdur terk edilerek yeni arayışlara içine girilir. Bu dikteye maruz kalan kurbanlar sık sık kendilerini özür dilerken bulabilirler.

Otopsi Yardımcısı Bir Ekşi Sözlük Yazarının Gözünden Otopside Yapılan İşlemler

Hepimizin korktuğu o otopsi odasında, kapılar kapandığı andan itibaren neler yaşanıyor?

Otopsi - Ameliyathane
Otopsi – Ameliyathane

UYARI: İçerikte yer alan bilgiler hassas bünyeler için rahatsızlık verebilir.

Otopside ilk olarak cesedin dış muayenesi yapılıyor. Saç rengi, göz rengi, teni, boyu, kilosu, neresinde siyanoz var, neresinde abrazyon var, neresinde kırık var hepsi yazılıyor. Video çekiliyor.

Ardından baş bölgesini açıyorum. Elimdeki neşter ile kulak arkasından başlayıp kafanın üstünden geçen ve öbür kulak arkasına uzanan bir kesi atıyorum. ardından açtığım yere parmaklarımı sokup deriyi kafatasından sıyırıyorum. Etin kemikten ayrılma sesi başta çok değişik geliyordu ama sonradan duymamaya başladım. Bir bakmışsınız cesedin gözlerini kafa derisi kapatıyor. Hemen ortaya çıkan kafatasını muayene ediyoruz, kırık var mı, hematom var mı her şeye bakıyoruz. Sonra temporal kaslara kesi atıyorum. kafa kubbesini keserken tur aletini zorlamasın diye hafifçe kemikten sıyırıyorum. Elime tur aletini alıp kafa kemiğini yuvarlak bir şekilde kesiyorum. Kemik kesilirken gelen kemiğin kokusu aynı diş kokusuna benziyor. Kafa kubbesini çıkarıyorum. Duramater hemen karşımızda, onun altında da sulu sulu beyin. Yine fotoğraflar çekiliyor tabii. Fotoğraf işi halledildikten sonra duramateri kesip çıkarıyorum, daha sonra da beyin ve beyinciği. uzman doktorlar beyini incelerken kafatasındaki arta kalan zarları soyuyorum. Her adım fotoğraflanıyor.

Otopsi - Ameliyathane
Otopsi – Ameliyathane

Ardından boyun, göğüs ve batını açmak için çene altından başlayan ve kasıklara uzanan koca bir kesi atıyorum. Deriyi kurbanlık koyun yüzer gibi yüzüyorum. Kostatomla kostaları kesiyorum. Kemiklerin altından tutup kaldırıyorum ve diyaframı keserek kaburga kemiklerini bir kenara koyuyorum. Hemen perikartı açıp kalbe bakıyoruz. Daha sonra dille birlikte boyun ve göğüs organlarını çıkartıyorum. Hocalar organları alıp gidiyor. Parçalara ayırıyorlar, tartıyorlar. O sırada karaciğer, dalak ve böbrekleri çıkartıyorum ve hocalara teslim ediyorum. Onlar da tartılıyor, kesiliyor. Mesaneyi kontrol ediyorum. Ekstra bir şey yoksa parçalanan beyni alıp kafatasına yerleştiriyorum ve kafa kubbesi oynamasın diye temporal kasları dikiyorum. Cesedin yüzdüğüm derisini tekrar eski haline getirip dikiyorum. iç organlarla iş bitince, karın boşluğuna gelişigüzel attığımız organların üzerine kostaları tekrardan yerleştiriyorum ve yüzdüğüm deriyi güzelce dikiyorum.

Cesedin kan olmuş cildini yüzeysel olarak yıkayıp çarşafa sarıyoruz ve otopsi bitiyor.

Otopsi - Ameliyathane
Otopsi – Ameliyathane

Şimdi ölüm seviciler, adli vakaların %90’ına otopsi yapıyoruz. %10’una sadece dış muayene yapıyoruz. bu masaya düşmek istediğinize emin misiniz? Bu işlemlerin her ne kadar ölü olsanız bile bedeninize yapılmasını ister misiniz? Sanmıyorum. O yüzden ölüm şöyle, ölüm böyle deyip gelmeyin bana. ölümü iliklerime kadar görüyorum. Canlı canlı yaşıyorum. allah, o masaya kimseyi düşürmesin diyorum. İyi günler diliyorum.

Savaş bunalımı / Shell Shock

Savaş bunalımı (İngilizce: shell shock), ilk defa Birinci Dünya Savaşı sırasında görülmüş, savaş ortamında bulunan kişinin maruz kaldığı ani duygu değişimi nedeniyle anlık olarak kendine güvensiz ve ölmek üzere olduğunu hissetmesi, son olarak dengesini kaybedip anlamsız hareketler yapması, mimiklerini anlamsızca oynatması durumudur. Savaş bunalımı geçiren bazı kişilerde travma haline gelmiş ve kalıcı bir psikolojik rahatsızlık oluşturmuştur.

Shell Shock, savaşta görev yapan askerler üzerinde savaş stres tepkisi(combat stress reaction) olarak bilinen psikolojik bir problemdir. Bu durumdan müzdarip olan askerlerin vücutlarında kontrol edemedikleri kasılmalar, titremeler ve acılar oluşur.

Genelde cephede yoğun top ateşine maruz kalmış askerlerin o anda canlarını yitirme korkusu ile yaşadıkları stres, askerlerin normal hayattaki yaşantılarına dönmelerini oldukça güçleştiriyor. Askerler, sürekli kendilerini güvensiz ve her an ölecekmiş gibi hissediyorlar.

Bu hastalığa yakalanmış birine cephedeki günlerini hatırlatacak bir nesne dahi gösterseniz, hasta adeta azrail görmüşe dönüyor.

Pek çok general bu hastalığa yakalanan askerleri korkak olarak nitelendirmiş ve bu askerlerin infazına karar vermiştir.

Birinci dünya savaşı bittikten sonra yapılan bir araştırmaya göre İngiltere de yaklaşık 80.000 kişinin bu mental bozukluktan etkilendiği anlaşılmıştır.

Libido

Libido, Sigmund Freud tarafından ortaya atılan, insanoğlunun ana sorun kaynağı olarak görünen, bastırılmış duyguları insan benliğinde ateşleyen terimdir. Türkçede insana yaşama gücünü veren enerji olarak kullanılır. Freud her ne kadar diğer uzmanların insana yaşama gücünü veren enerji demesine rağmen libidonun zararlı olduğunu kanıtlamıştır. Libido düşürücü de buradan icat olmuştur.

Daha teknik olarak tanımıyla Carl Jung tarafından bulunmuştur. Genel olarak libido, özgür yaratım ya da psişik olarak bireysel gelişimi ileri iten enerjidir.

Freud’a göre libido içgüdüsel enerjidir. Uygarlaşma davranışının uzlaşımlaşması ile çatışma halindedir. Toplumsal konforun getirdiği libidoyu kontrol etme ihtiyacı olarak tanımlanır. Bu toplumsallık ile bireysellik arasındaki huzursuzluk ve gerilimi yönetir. Bu rahatsızlığı, huzursuzluğu Freud neurosis (nevroz, sinirce) olarak isimlendirmiştir. Böylece libido dönüşüme uğramak zorunda kalır. Sosyal alanda kullanılacağı bir alana yöneltilerek yüceltilir.

Libido, yaratıcı hayatı teşvik edebilir. İnsanlık için doğal yol seksle gerçekleşmesidir. Bununla birlikte derin bilinçaltı seviyelerinde iki seviye birleşebilir bunun sonucunda seksüel çekim ve seksüel dürtü için evrimsel koşullarda sonuçlar verebilir. Bu koşulların kullanımı libidonun karşıt anlamlı sözcüğü olan destrudo’yu oluşturur. (insanın içindeki ölüm, yıkım, kendi kendini yıkım/yok etme içgüdüsü). Freud, insan yaşamını iki temel dinamik arasındaki savaşın oynandığı tiyatro olarak görmüş: yaşama içgüdüsü (eros) ve ölüm içgüdüsü (thanatos). Bilindiği üzere Freud daha çok yaşam içgüdüsü ile uğraşmıştır.

Kelimenin kökeni

Kelime, Freud’un öğrencisi psikanalist Edoardo Weiss tarafından üretilmiş ve ilk olarak 1935 tarihli “imago” dergisindeki “Todestrieb und Masochimus” başlıklı makalesinde kullanmıştır. Freud, 1880 ve 1900 arasındaki yıllarını, yoğun psişik bunalım dönemler, büyük yalnızlık ve muhteşem yaratıcı melankolisi ile geçirdi. Freud daha Paris’teyken, hem Charcot’nun kişiliğinin getirdiği büyük şok, hem de Paris kentindeki kültür şokunu yaşamıştı. Viyana’ya döndüğünde kriz öncesi kriz diye tanımlanan çeşitli psikosomatik reaksiyonlar göstermeye başlamıştı, kalp bölgesinde lokalize olan sancılar, taşikardi, kronik kabızlık, solunum bozukluğu, uykusuzluk ve ölüm isteği gibi. 1893 yılında psişik yapısı iyice çözülme dönemine gelir. Bununla yeni bir kriz başlar. Kendisine sigarayı bırakması önerilir, fakat kabul etmez. “Sigarayı bırakarak mutlu yaşayacağıma, sigarayla birlikte mutsuz da olsa keyifli yaşayayım” der. Freud yine bu dönemde, 1894 yılının haziran ayında, sonradan psikanalizin temel kavramlarından biri olan libido tanımını ilk kez kullanır.

Bazı psikanalistler, (Federn) aynı içgüdüyü “mortido” kelimesiyle tanımlamıştır.

Tıpta libido

Doktor ve psikiyatristler libidonun azaltılmasını bir çeşit seksüel fonksiyon kaybı olarak görmekte ve bunu tıbbi bir problem olarak ele almaktadır. Örneğin, libidonun azalışını, erkekte testosteron ve kadında östrojen hormonunun üretiminin azalmasına bağlarlar. Hormon yetersizliği hormon tedavileriyle düzenlenebilir.

Birçok tıbbi durum altında libido azalabilir. Ameliyat, aşırı yorgunluk, bitkinlik, psikiyatrik sorunlar (depresyon, kaygı) gibi. Bazı ilaçların da libido düşüşünde yan etkileri söz konusu olabilir.

Yatmadan yemek yemek sünnet mi?

Soru Detayı:

Yatmadan yemek yemek sünnette tavsiye ediliyor. Uzmanlar ise uyumadan önce yemek yemenin zararlı olduğunu söylüyorlar? Onlara ne demeliyiz?

Cevap:

Değerli kardeşimiz,

Hz. Peygamber aleyhisselatü vesselam akşam yemeğini yatsıdan önce çoğu kere yoğurt ve arpa ekmeği olmak üzere hafif yerdi.

Sünnet olan yemek, sabah akşam olmak üzere iki öğündür. Akşam yemeği ile yatsı namazı denk geldiğinde de önce yemek yemeği sonra namaz kılmayı tavsiye etmiştir.

Hz. Peygamberin akşam yemeği yediği saat yaklaşık olarak günümüz doktorlarının tavsiye ettiği vakitlere denk gelmektedir.

Mekke ve Medine’de akşam namazı zamanını hesap ettiğimizde yaklaşık olarak 19.30 civarıdır. Bu modern tıbbın tavsiye ettiği zamana uygun düşmektedir.

Hz. Peygamber akşam yemeği tavsiye etmiştir:

“Bir avuç çürük hurma ile de olsa akşam yemeği yiyin. Zira akşam yemeğinin terki ihtiyarlık sebebidir.” (Tirmizi, Et’ime 46)

Bu da yatsıdan önce olmaktadır.

Tıbben sabittir ki yetişkinlerde hücre yenilenmesi uyku esnasında oluyor. Bu yüzden uyku sırasında büyük bir enerjiye ihtiyaç var. Eğer akşam yenirse bu enerji sağlanmış olur.

Burada bahsedilen akşam yemeğidir, gece yemeği değildir.

Akşam yemeğinden kasıt gündüzün geç, gecenin erken saatleridir. Yazın ikindi ile akşam arası, kışın da akşam ile yatsı arasıdır.

Gecenin geç saatlerinde yenilen yemeğin vücuda zararlı olduğu tıbben tespit edilmiştir ve hiç bir zaman tavsiye etmeyiz.

Sonuç olarak diyebiliriz ki yatmadan önce yemek yemek sünnet değildir. Sünnet olan yatsıdan önce hafif şeyler yemektir. Bunun da tıbben sağlık açısından faydalı olduğu bilinmektedir.

Maalesef yeme-içme adabı konusunda Müslümanlar, sünneti ihmal etmelerinin bedelini, muhtelif hastalıklarla ödemektedirler.

Yemek adabıyla ilgili tavsiyeler şöyledir:

  1. Acıkmadan yeme, doymadan kalk.
  2. Yediğin vakit az ye, yedikten sonra dört–beş saat kadar daha yeme.
  3. Şifa hazımdadır.
  4. Mideye, bedene en büyük eziyet, yemek üstüne yemek yemektir.
  5. En güzel diyet: Sünnete uygun bir beslenmedir.
  6. Sünnete uygun beslenen kimse, şişmanlık hastalığına duçar olmaz.

İç Çamaşırı İle Hamile Kalınır mı?

İşte iç çamaşırı ile gebe kalmak mümkün müdür sorusunun cevabı.

İç çamaşırı ile hamile kalma riski özellikle cinsellik ile ilgili detaylı bilgilere sahip olmayan bireyler tarafından oldukça merak edilen bir konudur. Bu yetersiz cinsellik bilgisi genç bireylerin kafasını oldukça kurcalamaktadır. Ancak bilinmelidir ki gebelik için mutlaka bir yumurta hücresine ve bir sperm hücresine ihtiyaç duyulmaktadır. Yani hem kadından hem de erkekten üreme hücrelerinin bir araya gelerek döllenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde sperm hücresi ya da yumurta hücresinden en az biri bulunmadığı sürece hamile kalınması mümkün olmamaktadır. Erkek ürem hücresi olan spermin kadın üreme hücresi olan yumurtayla zamanında birleşmesi sonucunda gebelik oluşur.

Türk toplumunun büyük bir kısmında cinsellik çoğunlukla bir tabu olduğu ve kapalı kapılar ardında konuşulduğundan dolayı aileler gençleri cinsellik konusunda bilgi sahibi etmemekte ve bu durum da gençlerin cinselliği bilinçsiz bir halde yaşamalarına yol açmaktadırlar. Genç kesimi tarafından sıklıkla merak duyulan konulardan biri de iç çamaşırı ile bir cinsel temas yaşandığında hamile kalınıp kalınmayacağı durumudur. Hepimizin bildiği üzere gebeliğin oluşabilmesi için erkeğe ait olan spermlerin kadına ait olan yumurta ile birleşerek onu döllemesi ve döllenen yumurtanın rahme yerleşmesi ve böylece embriyoyu oluşturması gerekmektedir. Bu anlamda spermlerin vajina içerisine girebilmesi için ya cinsel birleşmenin tam anlamı ile yaşanması veya sperminin kadına ait dış genital bölgeye bulaşması gerekir. Erkekte boşalma meydana gelmese dahi erkeğin zevk suyu içerisindeki spermler son derece kaliteli ve seri hareket etme kabiliyetine sahip olduklarından dolayı vajina içerisinde yumurtalara doğru yol alabilmektedirler. Durumu kısaca özetlemek gerekirse karşı cinsle tam anlamıyla gerçekleşmeyen bir beraberlikte iç çamaşırına bir boşalma olması durumunda gebeliğin oluşma olasılığı son derece düşük de olsa mümkündür.

Durumu daha net bir ifade ile açıklayacak olursak böyle bir ilişki bahse konu olduğunda gebeliğin meydana gelebilmesinin tek şartı, erkekten boşalan meninin çamaşırdan vajinaya temas etmesi ve buradan içeriye sızmasıdır. Ancak bu şekildeki bir durumun gerçekleşmesi son derece düşük ihtimaller çerçevesinde olmakla birlikte böyle bir durumun varlığından kuşku duyan kişilerin, adet tarihini beklemesi ve bu tarihte 1 haftalık bir gecikme yaşanması halinde test yapmaları tavsiye edilmektedir. Bu testin uygulanmasının nedeni ise adetin adet sürecinin zaman zaman stres ve endişeye bağlı olarak gecikebilmesidir.

Bakireyken Hamile Kalınır mı?

Bayanın bakire olması halinde de hamile kalabildiği durumlar bulunmaktadır.

Bakireyken sürtünme ve benzeri yollar ile ilişkiye girmek çok düşük bir olasılık da olsa hamilelik ile sonuçlanabilmektedir. Bu nedenle bakireyken hamile kalınır mı diye merak ediyorsanız bazı durumlara dikkat etmemeniz halinde bu sorunuzun cevabı ‘’evet’’ olacaktır. Sizler de bakire bayanların hangi durumlarda hamile kalma risklerinin bulunduğunu merak ediyorsanız yazımızdan tüm sorularınızın cevabını rahatlıkla bulabilirsiniz.

Hamile kalmak her zaman olmasa da bazen bir kaza neticesinde meydana gelebilir. Söz konusu kazalara ise genellikle genç çiftlerde rastlanır. Bakireliğe zarar vermeden birlikte olan çiftlerin en korkulu rüyaları da bakire olmalarına rağmen hamile kalma risklerinin bulunup bulunmadığıdır. Bu korku ise gençler arasında paniğe yol açmaktadır. Bakire iken gebe kalma durumu söz konusudur fakat bununla karşılaşılabilmesi için riskin hangi durumlarda ortaya çıktığı önem taşımaktadır. İlişkiye hangi dönemde girildiği ve hangi şekilde gerçekleştiği gibi pek çok durumun gebe kalma üzerinde direkt olarak etkisi vardır. Bu sebeple ilk bakışta şehir efsanesi gibi görünüyor olsa da söz konusu konular ile ilgili bilgi almak ve istenmeyen durumlara sebebiyet vermemek adına gerekli önlemleri almaya dikkat etmek gerekir.

Bakire bayanlar hamile kalabilir mi?
Bu konularda deneyim sahibi olmayan genç çiftlerin en çok merak ettikleri konuların başında hangi şekillere ilişkiye girdikleri takdirde hamile kalma risklerinin bulunduğudur. En çok sorulan soru sürtünme yolu ile veya iç çamaşırı varken ilişkiye girilmesi halinde hamile kalma riskinin bulunup bulunmadığıdır. Fakat sürtünerek ilişkiye girildiğinde ya da iç çamaşırı varken cinsel ilişki yaşandığında hiçbir şekilde hamile kalma riski bulunmamaktadır. Bazı hallerde giysileri ile ilişkiye girdiğinde hamile kalınıp kalınmayacağını merak eden kimselerde bulunur fakat söz konusu şekillerde gebe kalmak mümkün değildir. Gebelik riski ancak ve ancak vajinanın üstünde sürtünme ile ilişkiye girildiği takdirde vajinaya boşalma meydana gelirse karşılaşılabilen bir durumdur. Zira spermler vajinadan içeri girdiği takdirde gebelik sürecinin ilk adımı atılmış olur.

Bu tarz ilişkide bulunan kişiler tarafından merak edilen bir diğer konu ise bakire olsalar dahi hamile kalma riski taşıyıp taşımadıklarıdır. Burada bilinmesi gereken nokta bakireyim diyerek refaha kapılmamak gerektiğidir. Kızlık zarı vajinanın yaklaşık olarak 2 cm. İle 3 cm. İçerisinde yer alır. Söz konusu yapının ortasında da boşluk bulunur. Yani vajinanın iç bölümüne doğru boşalma gerçekleşirse spermler bu bölümden geçebilir ve gebeliğe sebep olabilir. Özetle anlatmak gerekirse, bakirelik hiçbir şekilde gebe kalınmasına engel olarak güvenilebilecek bir durum değildir.

Bakire olunsa dahi hamile kalınan durumlar hangileridir?
Hamile kalma riskinin en fazla olduğu dönem adet döneminden önceki dönemdir. Bu döneme halk arasında yumurtlama dönemi de denmektedir. Bu dönem esnasında bir ilişkiye girilmiş ve vajinanın etrafına sperm gelmişse gebe kalma olasılığı çok yüksektir. Fakat adet dönemi içerisinde ilişkiye giriliyorsa gebe kalma ihtimali neredeyse yok denilebilecek kadar azdır. Unutulmaması gereken önemli noktalardan bir diğeri de gebe kalmak adına illa penisin vajinanın içerisine girmesi gerekmediğidir. Sadece spermlerin vajinanın içerisine girmiş olması gebe kalma adına yeterli olur. Fakat yine de sürtünme yolu ile hamile kalmak çok düşük bir ihtimaldir. Zira vajinanın etrafındaki salgılar spermlerin ölmesine sebep olabilmektedir.

Sürtünme yoluyla ilişkiye girmek
Gebelik, sperm olarak adlandırılan erkek üreme hücrelerinin, bayanın üreme hücresi olarak bilinen yumurtasını döllenmesi sonucunda olur. İlk bilinmesi gereken nokta, sürtünme yolu ile hamile kalma riskinin normal ilişkiye göre çok daha az olsa da var olduğudur. Yani bu şekilde hamile kalabilmek söz konusudur. İlişki esnasında erkek ejakülasyon yaşamasa bile, boşalmadan önce gelen sıvılarda sperm hücresi bulunabilmektedir. Bu nedenle kadın ve erkek üreme organlarının birbirine temas etmesi halinde bu tarz bir risk söz konusudur.

Bu şekilde ilişkiye girmek, hamilelik riskinin yanı sıra cinsel hastalıklar bakımından da oldukça risk taşıyan bir yöntemdir. Şayet adet gecikmesi mevcutsa, hiç vakit kaybetmeden bir doktora başvurmak önemlidir.

Hamilelik, erkek üreme hücrelerinin cinsel ilişki esnasında kadının yumurtlama sahasına girmesi sonucu döllenmeye yani hamileliğe yol açabilmektedir. Bu noktada akıldan çıkarılmaması gereken nokta, hamilelik için penisin vajinaya boşaltılmasının bir şart olmadığıdır. Bu nedenle dikkatli davranmak çok önemlidir.

Sürtünme yolu ile cinsel ilişkide bulunurken dikkat edilmesi gereken noktalar nelerdir?

Daha sonrasında beklenmedik bir sürpriz ile karşılaşmak istemeyen çiftlerin bakireliğin zarar görmemesi adına sürtünme yolu ile ilişkiye gireceklerse dahi dikkat etmeleri gereken bir takım noktalar bulunmaktadır. Bu noktalar;

  • Mutlaka prezervatif ve benzeri korunma yollarından faydalanmak,
  • Partnerin cinsel organı üzerindeyken boşalmamak ve temas etmekten kaçınmak,
  • Her ilişkinin ardından cinsel bölge temizliğini sağlamak,

Hamilelik riski yukarıda da bahsettiğimiz gibi çok düşük olsa dahi mevcuttur. Bu nedenle tedbiri elden bırakmak istenmeyen neticelerin yaşanmaması adına büyük önem taşımaktadır.

Sürtünme Yoluyla İlişki

Sürtünme yoluyla ilişki özellikle genç çiftlerin en çok tercih ettiği yöntemlerden biridir.

Bekâretini korumak isteyen genç kızlar cinsel ilişkiye girmek için genel olarak sürtünme yolu ile ilişkiyi tercih etmektedirler. Gebelik riski yok denilecek kadar az olan bu yöntem beraberinde bazı soru işaretlerini de getirmektedir.

Sürtünme yolu ile cinsel ilişki yöntemi sıklıkla genç çiftler tarafından tercih edilmektedir. Söz konusu ilişki bakireliklerini sürdürmek isteyen genç bayanların istedikleri bir cinsel ilişki türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Sürtünme ile olan ilişkilerde erkeğin cinsel organı vajinaya girmez ve bu sebeple bakirelikte herhangi bir zarar oluşmaz.

Bu tarz ilişkilerde boşalma sonrası zevk suyu ya da meni olarak da bilinen prostat sıvısı vajina ile temas etmediği sürece gebelik şansı bulunmamaktadır.

Sürtünme yolu ile hamile kalma riski yok denilebilecek kadar azdır. Fakat genç çiftlerin bu konuda gerekli tedbirleri almaya özen göstermeleri gerekir.

Sürtünme yolu ile ilişki

Öncelikle cinsel ilişki tam olarak gerçekleşmeden yani vajina içerisine penis girmeden dış temasla ve dışarıya boşalma tekniği ile gebe kalma riski oldukça düşüktür. Penis vajina ile birleşmese dahi şayet vajina üzerine boşalma söz konusuysa gebelik gerçekleşebilir.

Sürtünme yolu ile ilişki, gebeliğe karşı tam korunma sağlayabilecek bir yöntem değildir. Ayrıca herpes, tahriş, genital siğil ve cinsel yol ile bulaşan farklı enfeksiyonlara karşı da tam koruma sağlayamaz. Böyle bir ilişkiniz olduğu hallerde âdetinizde şayet bir haftanın üzerinde gecikme varsa tedbiren gebelik testi yaptırmanızda fayda bulunur.

Sürtünme yolu ile cinsel ilişkiye girmede dikkat edilmesi gereken noktalar;

  • Korunma yollarından yararlanın,
  • Partnerinizin vajinası üzerine boşalmayın,
  • Temizlenmeden üst üste aynı yöntem ile ilişkiye girmemeye kesinlikle dikkat edin,
  • Her ilişkiden sonra cinsel ilişki temizliğinizi ihmal etmeyin,
  • Şayet şüphe duyuyorsanız hiç vakit kaybetmeden bir kadın doğumcuya başvurun.

Yazımızın devamında bakirelik ve sürtünme yolu ile ilişkiye girmek ile ilgili merak ettiğiniz tüm soruların yanıtlarını bulabilirsiniz.

Kızlık zarı yalnızca cinsel ilişki esnasında mı bozulur?
Kızlık zarı sanıldığının aksine yalnızca cinsel ilişki sebebiyle bozulmamaktadır. Yaşanan bir takım travmalar da kızlık zarının yırtılmasına sebep olabilir. Bahçe duvarından atlamak, bisiklete binmek, çok faal olarak sporla ilgilenmek ya da düşmek gibi birçok etken kızlık zarının bozulmasına neden olabilmektedir.

Kızlık zarı bozulmadan gebelik mümkün müdür?
Kızlık zarı yırtılmadan ve hatta tam olarak cinsel ilişkiye girilmeden dahi gebelik oluşabilmektedir. Sürtünme yolu ile ilişkide, erkeğin penisi vajinaya girmeden de spermlerin bulaşması neticesinde kadın, gebe kalabilir ancak kızlık zarı hasar görmeden duruyor olabilir. Yani özetlemek gerekirse bakire fakat gebe olma riski bulunmaktadır.

Kızlık zarının tamiri mümkün müdür?
Kızlık zarının tamirinin mümkün olduğu söylense de aslında bu hiçbir zaman kızlık zarının yırtılmadan önceki haline geleceği anlamı taşımamaktadır. Kızlık zarı yırtıldıktan sonra yeniden eski haline dönemez, yalnızca atılan bir dikiş ile kanama yapacak hale getirilir. Kızlık zarının tamirinde amaç kızlık zarını eski haline getirerek yeniden oluşturmak değil kanamasını sağlamaktır. Yani kızlık zarının yeniden oluşması mümkün değildir.

Tamir edilen kızlık zarının yeniden kanayacağı garanti midir?
Alanında uzman bir hekim, doğru teknikler ile kızlık zarını tamir ederse yüzde 100 kanayacak duruma gelir.

Yırtılan kızlık zarının kendi kendine iyileşmesi mümkün müdür?
Yırtılan kızlık zarının kendi kendine iyileşmesi pek mümkün sayılmaz. Kızlık zarının yırtılan bölümlerinin kendiliğinden yeniden birleşecek olması söz konusu dahi olamaz.

Kızlık zarının dikilmesinde kaç defa ilişkiye girildiği önem taşır mı?
Kadın kaç kez ilişkiye girmiş ve kaç yaşında olursa olsun kızlık zarı kanama oluşacak şekilde dikilebilmektedir. Yalnızca kızlık zarının kendi yapısıyla alakalı bir zorluk yaşanabilir. Ancak ilişki sayısının hiçbir önemi bulunmamaktadır. Doğum yapmış bir kadının dahi kızlık zarı dikilebilmektedir. Burada amaç kanamayı sağlamaktadır.

Kızlık zarının dikildiği anlaşılır mı?
Kızlık zarının dikildiğini yalnızca doktor tarafından muayene edildiği zaman doktorun kendisi anlayabilir. Yani yırtılan kızlık zarının dikilmiş olduğu erkek tarafından değil sadece doktor tarafından anlaşılır.

Zar bir defadan fazla dikilebilir mi?
Kızlık zarını tekrardan oluşturmak değil yalnızca kanama yapacak şekle getirmek amacıyla yapılan bir operasyon olması sebebiyle birçok kez dikmek mümkündür.

Kızlık zarı ilişkiden ne kadar önce dikilmelidir?
Kızlık zarının dikilmesinin birden farklı yöntemi bulunmaktadır. İlişkiye girmeden ya da evlenmeden birkaç gün önce gerçekleştirilen dikişle uzun süre kalan dikişler de mevcuttur. Bir sene önce de dikiş yapılabilir ve ilişki esnasında kanayabilir. Genel ya da lokal anestezi altında yapılan, yaklaşık olarak yarım saat süren bir operasyondur. Operasyonun ardından kişi rahatlıkla günlük yaşantısına dönebilir.

Özellikle genç kızlar tarafından cinsel ilişki esnasında hasar görmemesi istenen kızlık zarının korunması adına genç çiftler sürtünme yolu ile cinsel ilişkiyi tercih etmektedir. Bu ilişki türü de beraberinde gebelik riski bulunuyor mu gibi farklı birçok soruyu getirmektedir.

Tarlusal

Tarlusal vücutta doğal yöntemlerle üretilen kadın cinsiyet hormonuna benzer etkilere sahip ilaçtır.

Tarlusal anormal rahim kanamaları, adet yokluğu ya da adet düzensizliği durumlarının tedavisi amacıyla kullanılan bir ilaç türüdür. Bayanların birçoğunun Tarlusal hapla ilgili gebeliği önleyici etkisi olup olmadığı ve düşük riskinin bulunup bulunmadığı ile ilgili sorular yöneltmektedir. Bu yazımızda Tarlusal ilaç ile ilgili tüm detayları görebilir ve merak ettiğiniz soruların yanıtlarını bulabilirsiniz.

Medroksiprogesteron, vücudun doğal olarak ürettiği progesterona yani kadın cinsiyet hormonuna benzer etkiler gösteren bir ilaç türüdür. Anormal rahim kanamaları, adet yokluğu ya da adet düzensizliği durumlarının tedavisinde kullanılır. Ayrıca menopozdan sonra replasman yani östrojen tedavisi gören bayanlarda, östrojenin rahim üzerinde yarattığı etkilere karşı da kullanılmaktadır.

Tarlusal – Medroksiprogesteron hangi durumlarda tercih edilir?
Belirli sebeplere bağlı olarak adet döneminin haricinde oluşan rahim kanaması,

Normal olarak adet olagelen bir kadının bir hastalığa veya iç salgı bezlerine dair bir bozukluğa bağlı olarak adet olamaması,

Rahmin iç çeperini kapsayan zar dokusunun normal yerinden farklı bir yerde, çoğu defa kan içeren kistler halinde bulunuşu yani endometriyoz gibi durumlarda

Tarlusal (Medroksiprogesteron) ile ilgili bilinmesi gereken en önemli noktalar
Şayet hamileyseniz, sebebi bilinmeyen vajinal kanamanız, memelerinizde kötü huylu tümör ya da karaciğer hastalığınız varsa bu ilacı kesinlikle kullanmamalısınız.

Şayet bu ilacın kullanımı esnasında aşağıda belirttiğimiz herhangi bir durumu kendinizde görürseniz, ilaç kullanımını durdurarak hızla doktorunuza başvurunuz;

  • Ani olarak gelişen kısmi ya da tam görme kaybı,
  • Migren,
  • Çift görme,
  • Beyni damarları ile alakalı bozukluklar,
  • Damarlarda pıhtı meydana gelmesi ile alakalı bozukluklar,
  • Medroksiprogesteron meme kanseri, kalp hastalıkları ya da bunamayı engellemek adına kullanılmamalıdır çünkü aslında Tarlusal menopoz sonrasındaki dönemde bayanlarda bu hastalıkların gelişme riskini arttırmaktadır.

Medroksiprogesteron ayrıca bayanların bazılarında rahim ve yumurtalık kanseri ihtimalini arttırmaktadır.

Tarlusal kullanımının size özel fayda ve risklerini doktorunuz ile görüşmeniz ve özellikle de aşır kilonuz varsa ya da sigara kullanıyorsanız doktorunuza danışmadan kullanmamaya başlamanız gerekir.

Tarlusal kullanılmadan önce doktora bildirilmesi gerekenler nelerdir?
Şayet Tarlusal ilaç ya da asetat bileşiminde yer alan farklı maddelerden birine alerjiniz bulunuyorsa veya aşağıdaki durumlardan bir ya da birkaçına sahipseniz bu ilacı kullanmayınız;

  • Hamilelik zamanı,
  • Karaciğer hastalığı,
  • Düşük varlığı,
  • Memelerde kötü huylu tümör varlığı,
  • Sebebi belirlenememiş vajinal kamana,
  • Pıhtı oluşması sebebiyle ortaya çıkan toplardamar iltihabı,
  • Bir damarda meydana gelen pıhtıdan kopan pıhtı parçasının farklı bir bölgedeki bir damarda tıkanmaya neden olması ile ilgili rahatsızlıklar.

Şayet bir takım rahatsızlıklarınız bulunuyorsa ilacı güvenli olarak kullanabilmeniz adına dozaj ayarlamalarına ya da spesifik testlere gereksiniminiz olabilir. Bu sebeple aşağıdaki durumlardan herhangi birine sahipseniz mutlaka doktorunuza bildiriniz:

  • Sara yani epilepsi,
  • Yakın dönemde yaşanmış düşük ya da kürtaj,
  • Astım,
  • Böbrek hastalığı,
  • Migren,
  • Diyabet,
  • Hipertansiyon,
  • Önceden yaşanmış depresyon öyküsü,
  • Yüksek trigliserid ya da kolesterol seviyeleri,
  • Yakın dönemde geçirilmiş kalp krizi ya da felç,
  • Konjestif kalp yetmezliği ve kalp hastalıkları,
  • Kanda kalsiyum seviyesinin düşük olması,
  • Tiroit rahatsızlığı.

Gebelikte veya emzirme döneminde Tarlusal kullanılabilir mi?
Tarlusalın içeriğinde yer alan bazı maddeler doğum kusurlarına neden olabilmektedir. Şayet gebeyseniz bu ilacı kullanmayınız. Tedavi esnasında hamile kalmanız halinde ise durumu hemen doktorunuza bildiriniz. Ayrıca Medroksiprogesteron anne sütüne geçebilmektedir. Bu nedenle emziriyorsanız doktorunuza danışmadan ilacı kullanmamanız gerekir.

Tarlusal nasıl kullanılır?
Söz konusu ilacı tam olarak reçete ile size belirtilen şekilde kullanmaya özen gösteriniz. İlacı doktorunuz tarafından size reçete edilenden daha çok dozda ya da uzun süre boyunca kullanmayın.

Tarlusal genel olarak her ay sadece üst üste birkaç gün kullanılmaktadır. İlacı kullanma nedeninize bağlı olarak, ilacı kullanmaya başlarken adet döngünüz içindeki belirli bir günde başlamanız gerekir. İlaca hangi gün başlayacağınız ve kullanma şekli ile alakalı doktorunuzun talimatlarına uyunuz.

İlacın her dozunu bir bardak su ile beraber alınız. 
Medroksiprogesteron kullanımı esnasında her ay düzenli şekilde göğüslerinizde kitle olup olmadığını kontrol ediniz.

Söz konusu ilaç belirli tıbbi test ve tahlillerde beklenmeyen neticeler almanıza neden olabilir. Sizi tedavi eden bütün doktorlara Tarlusal kullandığınızı belirtiniz.

Bir dozu almayı unutursanız ne olur?
Şayet bir doz almayı unutursanız hatırladığınız anda bu dozu alınız. Hatırladığınızda bir sonraki dozun zamanı yaklaştıysa almadığınız dozu atlayarak ilacı planladığınız şekilde almaya devam edin. Unuttuğunuz dozu telafi etmek adına çift doz ilaç almayınız.

Fazla doz alınırsa ne olur?
Şayet ilacınızdan almanız gerekenden daha fazla doz aldıysanız hemen bir acil servisi arayarak yardım talep ediniz. Doz aşımının belirtileri şu durumları içerebilmektedir; Kusma, mide bulantısı, göğüslerde hassasiyet, mide ağrısı, uyuşukluk, baş dönmesi ve vajinal kanama.

Tarlusal kullanılırken kaçınılması gerekenler nelerdir?
Tarlusal kullanımı esnasında sigara kullanmaktan kaçınınız. Sigara kullanımı pıhtılaşma ihtimalini ciddi oranda arttırmaktadır. Bu da beklenmeyen sonuçların ortaya çıkmasına sebep olabilmektedir.

Tarlusal kullanıldıktan sonra kaç gün içerisinde adet görülür?
Normal durumda Tarlusal kullanıldığında yani doktorun vermiş olduğu ilaçları kullandıktan 10 – 12 gün sonra adet olmanız gerekir. Adet olma süresinin ise kişiden kişiye farklık göstereceğini unutmamak gerekir. İlacı kullanmanızdan yaklaşık 12 gün sonra halen adet olmadıysanız mutlak suretle hormon testlerinizi yaptırmanız ve durumu doktorunuza iletmeniz gerekir.

Okumuş zenginler daha fazla yaşıyor

Zurich Sigorta’nın araştırmasına göre, gelir ve eğitim düzeyi arttıkça, ortalama yaşam süresi uzuyor. Bu durumun emeklilik politikasına etkisinin olabileceği tartışılıyor.

Symbolbild ältere Menschen beim Golfspielen (Fotolia/Kzenon)

Almanya’daki en büyük sigortalardan biri olan Zurich Sigorta’nın bir araştırmasına göre, bir kişinin elde ettiği gelir ve sahip olduğu eğitim arttıkça, ortalama yaşam süresi uzuyor. Buna göre, yüksek gelire sahip erkekler, düşük gelir elde eden hemcinslerine göre 11 yıl daha fazla yaşıyor. Kadınlarda ise bu aralığın 8 yıl olduğu ortaya çıkıyor.

Araştırma, Robert Koch Enstitüsü’nü verilerini de analize tabi tuttu. Elde edilen bulgular,  sahip olunan eğitim düzeyinin ortalama yaşam süresi üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu gösteriyor. Zurich gazetesinin yöneticisi Carlos Schmitt durumu, “Yüksek eğitim düzeyi olan kişiler daha az sigara içiyor, daha çok spor yapıyor, ender olarak aşırı kiloya sahip oluyorlar ve düşük gelir seviyesine sahip olan kişilere göre daha sağlıklı yiyorlar” şeklinde açıklıyor.

Yoksulların emeklilik yaşına ulaşmaları zor

Almanya’da yoksulluk tehlikesi altında bulunan erkeklerin ortalama yaşam süresi 70 yıl iken, bu rakam kadınlarda 77 yıl. Öte yandan, zengin erkekler ortalama 81 yıl yaşarlarken, kadınlar 85 yıl yaşıyor.

Almanya’da “yoksulluk tehlikesi altında bulunan” kişiler, ortalama gelirin yüzde 60’ını elde eden kesim olarak kategorize edilirken, istatistiklere göre ‘zengin’ konumunda olanlarsa ortalama gelirin yüzde 150’sini kazananlar.

Araştırmanın bir başka bulgusu ise, “yoksul insanların emekliye ayrılma yaşına ulaşamayacak kadar kısa yaşadığı”. Bu çerçevede geliştirilen analizler, bu durumun emeklilik politikası üzerinde etkileri olabileceğini gösteriyor. Emekliye ayrılma yaşı 71’ten 73’e yükseldiği takdirde, “görece yoksul olan vatandaşların emekliliklerini huzur içinde geçirmeleri mümkün olmayacak”.