Kategoriler
Flört ve İlişkiler
🔥 61 görüntülenme

Lezbiyen

Lezbiyen, başka bir kadına fiziksel ve/veya duygusal çekim hisseden kadın. Lezbiyen, kadın eşcinsel olarak da tanımlanabilir.

Hem kadınlara hem erkeklere çekim hisseden kadınlar genellikle biseksüel olarak nitelendirilerler. Kişinin kendini tanımlaması veya kendine biçtiği cinsel kimlik, davranışlarıyla örtüşmüyor olabilir.Lezbiyen (11)

“Lezbiyen” kelimesinin Sappho’nun yaşadığı adanın ismi olan “Lesbos” kelimesinden geldiği varsayılır.

Kadınlar arası aşka değinen bilinen en eski yazılı kaynaklar Antik Yunan’a dayanmaktadır. Lesvos (Midilli) adasında yaşayan  Sappho başka kadınlara yönelik cinsel çekimini açıkça ortaya koyan şiirler  yazmıştır. Buna karşın, yine bazı antik kaynaklar Sappho’nun erkeklerle de aşk ilişkisi yaşadığını dile getirmektedir. Hatta,  Tyreli Maximus Sappho’nun kendi okulundaki kızlarla olan ilişkilerinin platonik olduğunu iddia etmiştir.

İlişkilere ilişkin erken dönem yazılı kaynaklara Antik  Sparta ‘da da rastlanmaktadır. Lacedaemonians hakkında yazan  Plutarch  “…aşk aralarında o kadar hürmet görmektedir ki kızlar aynı zamanda soylu kadınların erotik nesneleri haline gelmiştir.” ifadesini kullanmıştır.

Antik Çin şiiri ve hikâyelerinde de lezbiyen ilişkilere rastlanmakta, ancak, erkek eşcinselliğine değinen edebi eserlerdeki detaylara yer verilmemektedir. Antropolog Liza Dalby, ağırlıklı olarak kadınların birbirine verdiği erotik şiirlere dayanan araştırmasında, Heian Dönemi Japonya’sında lezbiyen ilişkilerin yaygın olduğunu ve toplumsal açıdan kabul gördüğünü iddia etmektedir.

Ortaçağ Arabistan’ında haremlerde kadınlar arası ilişkiler yaşandığına dair duyumlar bulunmaktadır. Haremlerdeki ilişkiler genellikle baskıyla karşılaşmaktadır. Örneğin Peygamber Musa, aşk yaparken yakalanan iki kızın boynunun vurulmasını emretmiştir. (The History of al-Tabari, Vol. XXX, p.72-73, Albany: SUNY Press, Albany 1989).

Avrupa ‘da 12. yüzyılda yaşayan yazar  Etienne de Fougères , kadınlar üzerine yaptığı araştırma olan “Livre des manières”de (yaklaşık M.S. 1170 yılında yazılmıştır) lezbiyenlerle alay etmiş ve lezbiyenleri horozlar gibi davranmaya çalışan tavuklara benzetmiştir. Etienne de Fougères’in bu yaklaşımı Avrupa’da dönemin önde gelen (hem laik hem de dini) çevrelerinin kadının erkek olmadan düzgün bir cinsellik yaşayamayacağı yönündeki genel kanısını yansıtmaktadır.

Batı toplumlarında, kadının eşcinsel davranışlarına yönelik açık yasaklamalar erkeğin eşcinsel davranışına oranla çok daha zayıftır.

Birleşik Krallık ‘ta, lezbiyenlik hiçbir zaman yasadışı olmamıştır. Buna karşın, erkekler arası cinsel ilişki  İngiltere ve Galler ‘de  1967  yılına kadar yasal kabul edilmemiştir. Kraliçe Victoria’nın kadınlar arası cinsel ilişkinin mümkün olamayacağına inanması sebebiyle lezbiyenliğin İngiliz Ceza Yasası’nda  1885 yılında yapılan değişiklik kapsamına alınmadığı söylenmekle birlikte bu hikâyenin sonradan uydurulmuş olabileceği de ifade edilmektedir.

Yahudi dini öğretileri erkek eşcinsel davranışını kınasa da lezbiyen davranışlar hakkında çok az şey söylemektedir. Buna karşın, nüfusunun büyük çoğunluğu  laik  olan modern  İsrail  Devleti eşcinsel yönelimleri yasadışı ilan etmeyen ve eşcinsellere baskı uygulamayan bir yaklaşım sergilemektedir. İsrail’de eşcinsel evliliğe izin verilmemekte buna karşın örfi hukukun uygulandığı bu ülkede eşcinsel kişinin çocuğunun partneri tarafından evlat edinilmesine izin veren ve daha sonraki davalarda örnek teşkil eden mahkeme kararları bulunmaktadır.  Tel-Aviv ‘de her yıl geleneksel olarak eşcinsel onur yürüyüşü yapılmaktadır.

Eşcinsellik İslam dini öğretilerinde (Kur’an ve Hadisler’de) yasaklanmıştır. Suudi Arabistan  ve  Yemen ‘de eşcinsellik hapis, kırbaç ve ölümle cezalandırılmaktadır. İran’da lezbiyen davranışları yasaklayan yasa hala yürürlükte bulunmaktadır.

Türkiye ‘de genelde eşcinselliği özelde ise lezbiyenliği yasaklayan herhangi bir yasa bulunmamaktadır.  Türk Medeni Kanunu ‘nda ise eşcinsellik boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Eşcinsel olan eşin sırf bu gerekçeyle evlilik içerisinde kusurlu sayılması kabul edilmiştir.

Yasal durumun elverişliliğine karşın,  Ümit Oğuztan ‘ın  Rüya Eser  takma adıyla  1990  yılında Yaprak Yayınları’ndan yayımlanan ” Lezbiyen ” isimli belgesel romanı kısa sürede toplatılmış, “müstehcen” olduğu gerekçesiyle yargılanmış ve mahkeme kararıyla yakılarak imha edilmiştir. Türk toplumunun büyük bir kısmı, bir takım geleneklere bağlılıklar nediyle erkek eşcinselliğine önyargılı yaklaşan bir toplumdur.  Buna karşın, lezbiyenlik yine toplumun çoğunluğu tarafından gözardı edilmekte ve bu nedenle erkek eşcinselliği kadar tepki çekmemektedir.

Türkiye’de  Lambdaistanbul  ve  Kaos GL  gay, lezbiyen, biseksüel, transseksüel ve travesti haklarını koruma ve bu gruplar arasında dayanışmayı sağlamaya yönelik olarak çalışmaktadır.

Lezbiyenler, son dönemde, tüp bebek başta olmak üzere desteklenmiş doğum teknolojilerine de yönelmektedirler. Bazı ülkelerde, lezbiyenlerin desteklenmiş doğum teknolojilerine erişimi konusu tartışılmaktadır.

Birçok lezbiyen çift evlat edinme yöntemiyle çocuk sahibi olmayı denemektedir. Ancak, lezbiyen çiftlerin evlat edinmesi her ülkede yasal değildir.

Avustralya ‘da Yüksek Mahkeme, Roma Katolik Kilisesi’nin lezbiyen ve bekar kadınların tüp bebek sahibi olmasının yasaklanması girişimini reddetmiştir. Ancak, Yüksek Mahkeme’nin bu kararının hemen ardından Başbakan  John Howard  lezbiyenler ve bekar kadınların tüp bebek sahibi olmasını engellemek amacıyla konuya ilişkin yasada bir düzenlemeye gitmiş ve Roma Katolik Kilisesi’ne desteğini ortaya koyarak Yüksek Mahkeme’nin kararını gözardı etmiştir. Bu durum Avustralya’daki  gay  ve lezbiyen toplumunun yanı sıra bekar kadınların da tepkisini çekmiştir.

1970’ler ve 1980’ler boyunca, modern feminizm ve radikal feminizm  gibi hareketlerin ortaya çıkmasıyla, lezbiyen ayrılıkçılığı  popüler hale gelmiş ve lezbiyen kadın grupları komünler halinde yaşamak üzere biraraya gelmeye başlamıştır.  Kathy Rudy , ” Radical Feminism, Lesbian Separatism, and Queer Theory ” isimli çalışmasında, yaşadığı lezbiyen komününde sterotiplerin ve hiyerarşik bir yapının ortaya çıktığını bu nedenle gruptan ayrıldığını ifade etmiştir.

1990’larda ise lezbiyen görünürlüğünü artırmak ve lezbiyen haklarını geliştirmek üzere birçok  lezbiyen intikam tugayı  kurulmuştur. Bu grupların etkisi sınırlı kalmıştır.

Feminist mücadele çerçevesinde yürütülen kampanyaların da etkisiyle günümüzde Hollanda,  İspanya,  Belçika,  Kanada,  Arjantin  ve  Güney Afrika Cumhuriyeti’nde eşcinsel evlilikler yasal hale gelmiştir. Buna karşın, eşcinsel evliliklere halen birçok ülkede izin verilmemektedir.  2004  yılında ABD’nin  Massachusetts  Eyaleti eşcinsel evliliklere izin veren ilk Amerikan eyaleti olma unvanını kazanmıştır.

Kadınlar arasındaki cinsel aktivite  heteroseksüeller  ya da eşcinsel erkekler arasındaki seks kadar çeşitlilik gösterir.   Her türlü kişilerarası ilişkide olduğu gibi lezbiyenlikte de cinsel dışavurum ilişkinin kapsamı ile yakından alakalıdır.

Kendi cinsi ile ilişkiye giren kadınların bir kısmı kendilerini lezbiyen olarak nitelendirmek yerine  biseksüel  ya da  queer  gibi farklı etiketlerle tanımlamayı tercih ederler.

Batı ve diğer bazı toplumlarda son dönemde gözlenen kültürel değişiklikler lezbiyenlerin kendi cinselliklerini daha serbestçe ifade etmelerine olanak tanımıştır. Bu durum, kadın cinselliğinin doğası hakkında birçok araştırma yapılmasına yol açmıştır.

2002  yılında  ABD  Hükümeti tarafından yaptırılan,  2005  yılında yayımlanan “Cinsel Davranış ve Seçilmiş Sağlık Önlemleri: 15-44 Yaşlarındaki Erkekler ve Kadınlar, ABD, 2002” (Sexual Behavior and Selected Health Measures: Men and Women 15-44 Years of Age, United States, 2002) başlıklı araştırma yaşları 15-44 arasında değişen kadınların % 4.4’ünün son 12 aylık dönemde başka bir kadınla cinsel ilişkiye girdiğini ortaya koymaktadır. Üzerinde araştırma yapılan kadınlara “Hiç başka bir kadınla cinsel ilişki yaşadınız mı?” sorusu yöneltildiğinde ise deneklerin % 11’i “Evet” yanıtını vermiştir.

Son dönemde, lezbiyen cinselliği üzerine birçok araştırma ve yazın yayımlanmaya başlamıştır. Bu durum kadınların kendi cinsel yaşamları üzerindeki kontrolü, kadın cinsel hazzının yeniden tanımlanması ve negatif cinsel sterotiplere/kanılara ilişkin yanlışların çürütülmesi hususlarında bir takım tartışmalara yol açmıştır. Negatif cinsel sterotip/kanılara ilişkin olarak, seks üzerine araştırmalar yapan  Pepper Schwartz  tarafından yaratılan ve uzun süreli lezbiyen ilişkilerde cinsel ihtirasın eninde sonunda azalacağını iddia eden  lezbiyen yatak ölümü  (lesbian bed death) terimi örnek gösterilebilir. Schwartz’ın bu iddiası tüm ilişkilerde zamanla ihtirasın azaldığını dile getiren birçok lezbiyen tarafından reddedilmektedir. Yine birçok lezbiyen bu teze karşı olarak mutlu ve doyurucu seks yaşamları olduğunu beyan etmektedirler.

İlk lezbiyen temalı film  1931  yılı yapımı,  Christa Winsloe ‘nun romanından uyarlanan ve  Leontine Sagan  tarafından yönetilen  Mädchen in Uniform ‘ dur. Filmde, öğrenci Manuela von Meinhardis’in öğretmeni Fräulein von Nordeck zur Nidden’e duyduğu ihtiraslı aşk anlatılmaktadır. Filmin senaryosu bir kadın tarafından yazılmış ve filmin yapım ekibinde genellikle kadınlar görev almıştır. Filmin Alman lezbiyen kültürü üzerindeki etkileri  1930  yılında çekilen  Mavi Melek  adlı filmin ardından gelmesi nedeniyle sınırlı kalmıştır.

Türk sinemasında  ise lezbiyen temalı filmlerin sayısı sınırlı kalmıştır.  1985  yapımı, yönatmenliğini Atıf Yılmaz’ın yaptığı, başrollerini  Müjde Ar  ile  Nur Sürer ‘in paylaştığı  Dul Bir Kadın  ile yönetmenliğini yine  Atıf Yılmaz ‘ın yaptığı ve başrollerini  Lale Mansur  ile  Meral Oğuz ‘un paylaştığı  1992  yılı yapımı  Düş Gezginleri  isimli filmler lezbiyenlik temasına açıkça vurgu yapmıştır.

Lezbiyen karakterlerin televizyonda yer alması 1980’lerden sonra, ABD ve Batı Avrupa’da eşcinselliğe bakışın değişmeye başlamasıyla, hız kazanmıştır. 1980’lerin televizyon dizisi  L.A. Law , 1990’ların lezbiyen televizyon karakterlerine oranla çok daha canlı bir lezbiyen ilişkiyi bünyesine almıştır.  1989   BBC  yapımı  Tek Meyve Portakal Değildir  kendisi de lezbiyen olan yazar  Jeanette Winterson ‘ın aynı adlı romanından uyarlanmıştır.

Aktris ve komedyen  Ellen DeGeneres   1997  yılında lezbiyen olduğunu açıklamıştır ve bu açıklamanın ardından DeGeneres’in  Ellen  isimli dizide canlandırdığı karakter de 5. sezonun hemen başında eşcinsel olduğunu belirtmiştir. Dizinin bu bölümü  Emmy Ödülü  kazanmıştır.

Rus pop ikilisi  t.A.T.u  ise 2000’lerin başında şarkılarına çektikleri kliplerin televizyonda yayınlanmasının ardından Avrupa’da popüler olmuşlardır. t.A.T.u üyeleri, biseksüel oldukları halde kamuoyuna “lezbiyen” şeklinde lanse edilmişlerdir.

Birçok bilim kurgu dizisi de lezbiyen karakterlere yer vermiştir.  Babylon 5 ‘in bir bölümünde Talia Winters ve Kumandan Susan Ivanova arasında lezbiyen bir ilişki olduğu ima edilmiştir.  Uzay Yolu:Derin Uzay 9 ‘un birçok bölümünde lezbiyen unsurlara yer verilmiş ve  Uzay Yolu ‘nun 24. yüzyılında bu tarz ilişkilerin kabul gördüğü açıkça ifade edilmiştir.

2006  yılında,  Alison Bechdel ‘in  Fun Home: A Family Tragicomic  isimli lezbiyen ilişkilere yer veren çizgi romanı ABD’deki birçok medya kuruluşu tarafından yılın en iyi kitapları arasında sayılmıştır. Bechdel,  Dykes to Watch Out For  isimli en iyi tanınan ve en uzun soluklu lezbiyen çizgi romanının da yazarıdır.

Bazı yazarlar, araştırmacılar ve sanatçılar (örneğin  Saturday Night Live ‘dan  Chris Rock )  Peanuts  karakteri  Peppermint Patty ‘nin lezbiyen olduğunu iddia etmişlerdir. ( Peppermint Patties İngilizce’de lezbiyenler için kullanılan aşağılayıcı argo bir terimdir) Bu iddia, çizgi roman serisinde hiçbir zaman doğrulanmamıştır.

Mangalarda  lezbiyen içerik  shoujo-ai  (kız aşkı), lezbiyen cinselliği ise  yuri  terimleriyle ifade edilmektedir. Bu terimler  animeler  için de geçerlidir. Mangalardaki lezbiyen ilişkilere örnek olarak bir Japon manga karakteri olan  Yokohama Kaidashi Kikō ‘nun Alpha ve Kokone’ye romantik duygular beslemesi verilebilir.

Anime  dizisi  Sailor Moon ‘un üçüncü sezonu iki kadın kahraman  Sailor Uranus  ve  Sailor Neptune  arasındaki lezbiyen ilişkiye yer vermektedir.  Ancak, dizinin üçüncü sezonu ABD’de dublajlanırken ve gösterilirken sansüre uğramıştır. Lezbiyen ilişkiye yer veren birçok sahne kesilmiş ve bahsekonu iki karakter “kuzen” olarak lanse edilmiştir. Bu durumun Amerikalı izleyiciler tarafından farkedilmesi ise bir çok çelişkinin doğmasına yol açmıştır.

Mangaka  gruplarının çoğunda örneğin  Miyuki-chan in Wonderland   veya   Card Captor Sakura ‘da bazı karakterler alenen lezbiyenken bazı karakterlerin ise lezbiyen oldukları varsayılmaktadır. Örneğin “Miyuki-chan in Wonderland”da Miyuki sürekli olarak kadın hayranlarınınilgisinden kurtulmaya çalışmaktadır.

Card Captor Sakura’daki Tomoyo ise, ana karakter Sakura ile temelde masum buna karşın şüphe çeken “kıyafet değiştirme” oyunu oynama takıntısı ile ünlüdür.

Lezbiyen ilişkiler bilgisayar ve Playstation oyunlarında da yer almaya başlamıştır.  Squaresoft   PlayStation  oyunu  SaGa Frontier   Asellus  isimli bir lezbiyen karaktere sahiptir. Oyundaki diğer bir karakter olan Gina, Asellus’un kıyafetlerini diken genç bir terzidir. Gina, sürekli olarak Asellus’a karşı hissettiği çekimden bahseder ve oyunun birçok farklı sonunda Asellus ile evlenir. (Oyunun İngilizce versiyonundan lezbiyenlikle ilgili birçok diyalog ve içerik çıkartılmıştır.

Playstation oyunu  Fear Effect 2: Retro Helix ‘de ana karakterlerden Hana Tsu Vachel Rain Qin isimli bir başka kadın karakterle cinsel ilişkiye girmektedir.

Yazar Ömer Moğultay

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.