Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Miraç’tan önce nasıl ibadet yapılıyordu?

Soru: Miraç’tan önce nasıl namaz kılınır ya da ibadet nasıl edilirdi?

Cevap
: Namaz, hicretten yaklaşık bir buçuk yıl önce Mi’rac yani İsrâ gecesinde farz kılınmıştır. Enes b. Mâlik tarafından rivâyet edildiğine göre özet olarak şu şekildedir:

“Hz. Peygamber Efendimizden aktarılanlara göre İsrâ gecesi en başta namaz elli vakit olacak şekilde farz kılındı. Sonra bu sayı azaltıldı ve günde beş vakte kadar düşürüldü. Ardından şöyle seslenildi: ‘Ey Muhammed, şüphesiz tarafımız nezdimizdeki söz hiçbir değişikliğe uğramaz. Senin için farz olan bu beş vakit namaz, elli vakit namaz karşılığıdır.’

Beş vakit namaz Müslümanlara farz kılınmadan önce, Hz. Peygamber Efendimizin ibadet şekli Cenâb-ı Hakk’ın tarafından yaratılanları düşünmek ve Allah’ın yüceliğini tefekkür etmek biçimindeydi.

Diğer yandan ilk inen emirlerden de biri “namaz” ile alakalıydı. Mukatil bin Süleyman der ki: Allah, İslâm’ın ilk zamanlarında, namazı sabah iki rekât ve akşam iki rekât olacak şekilde indirdi. “Rabbini şükür ile sabah akşam tenzih et.”ayeti bunun delilidir.

İbn Hacer anlatır ki: “Efendimiz ve ashabının Miraç’tan önce namaz ibadetini yerine getirdiği kesindir. Ancak beş vakit namazdan daha önce başka bir sayıda namazın farz kılınıp kılınmadığında ihtilaf meselesidir. Güneş doğmadan ve henüz güneş batmadan önce kılınıyor olan namaz vardı denilir.

İbn Hişam aktarıyor: Efendimiz ve ashabı namaz zamanı geldiğinde dağ yollarına doğru gider, namazlarını tamamen halktan gizli şekilde kılarlardı. Bir defasında Ebu Talib, Resûlullah ile oğlu Hz. Ali’yi namaz kılarken görmüş, bu konuda onlara, durum net biçimde ortaya çıkıncaya dek sebat etmelerini tavsiye etmiştir.

Müderris Tahirü’l-Mevlevi şöyle aktarıyor, risaletin ilk zamanı Cebrail aleyhisselâm’ın, Hz. Peygamber’e imam olacak şekilde Beyt-i Mükerrem civarında sabah namazını kendi kıldırdı. Peygamber efendimiz,  aynı günün akşamında namazını Hatice annemiz ile beraber kılmış ertesi gün bu cemaate Hz. Ali de eklenmiştir. Bu demek oluyor ki; Tevhid’in hakikatini Müslümanlığa ve dolayısı ile insanlığa tebliğ etmekle görevlendirilen Peygamber efendimizin ilk icraatı namaz olmuştur.

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Namazı terk etmenin hükmü

Sual: Namazı terk eden kâfir olur mu?

Cevap: İmam Nevevi  ‘’küfür ile kişi arasında namazın terk edilmesi vardır’’ hadisini şu şekilde yorumluyor. 

Namazını, vucûbiyetini görmezden gelerek kılmayan kişinin kâfir olacağı, Müslüman kişinin icmâı ile sabittir. Ancak, inanıyor olduğu halde yalnızca tembellik dolayısıyla namazını terk eden kimsenin durumu hakkında ise ulemâ ihtilâf etmişlerdir. İmâm Mâlik ve Halefin ise cumhûru tekfir edilmeyeceği, aksine fâsık sayılacağı görüşünü tercih etmişlerdir. Seleften bazı kimseler de kişinin kâfir olacağı görüşünü belirtmişlerdir. Bu görüş, bazı şâfiîlerin görüşüdür. İmâm Azâm Ebû Hanîfe ve İmâm Müzenî’ye göre ise durum ne tekfir edilir ne de katledilir biçimde olmuştur. 

Mevcut durumun küfrüne hükmeden kişilerin delili tamamen hadisin zâhirî anlamıdır.

Katledilmeyeceği belirterek fetva veren kişiler ise “şu 3 durum haricinde bir Müslüman kimsenin kanı helal değildir.” hadisiyle ihticâc ediyor. “Allâh-u Teâlâ, kendisine şirk koşulmasını kesinlikle affetmez. Ancak bundan başka her şeyi affeder”  ve Allâh Rasûlü’nün: “ Eğer kim ‘Lâ ilâhe illallâh’ derse cennete girer. ‘’ Hadislerine dayanıyorlar.

Katledileceği görüşünü benimseyenler “Tevbe edip namaz kılan ve zekatını verenleri serbest bırakın” âyetine, bunun yanında da “insanlar ‘Lâ ilâhe illallâh’ diyene kadar, namaz kılana ve de zekât verene kadar onlarla savaşmak ile emrolundum.  Eğer ki bunları yaparlar ise ancak kanlarını benden korumuş olurlar” gibi Rasûlullâh’tan vârid olan nasslara dayanakları bulunur. 

Bu zikredilenler neticesinde “küfür ile kişi arasında namazın terki vardır” hadîsini şöyle tevîl ediyorlar: “Namazı terk etmesi ile kişi, kâfire verilen cezaya müstahak olacaktır ki bu da ölümdür. Ve yahut kasıt, namazın terk edilmesini helal sayarak terk edendir. Belki de anlamı,  namazın terki kâfir kimselerin eylemlerindendir. 

İmâm Azâm Hazretlerinin, herhangi bir amelin terk edilmesinin  kesinlikle küfrü gerektirmediğini savunduğu eserleri ile sabittir. Hatta bu görüşünü sıklıkla nakletmekten kaçınmaz. 

Hanbelî fakîhi İbni Kudâme hazretlerinin bu sözü ile hitâma ermekte fayda vardır. 

“Namazın terk edilmesi küfür olsaydı, kaza namazı diye bir şey de olmazdı. Çünkü kâfir kimseye namaz ibadeti farz değildir ki kazası da farz olsun.”

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Sünneti terkeden şefaate kavuşamaz

Sual: Bazı kimseler, Peygamber efendimizin (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini ileri sürerek, sünnetleri terk edenler şefaate kavuşamaz diyorlar. Gerçekten böyle midir yoksa başka bir manası var mıdır?

Cevap: Şeyh-ul-islâm Ahmed bin Süleymân bin Kemal paşa hazretleri, Şerh-ı hadîs-i erba’în kitabında, (Sünnetimi terk edene şefaatim haram oldu) hadis-i şerifini şöyle açıklamaktadır:

“Bu hadis-i şerifde sünnet demek, İslamiyet yolu demektir. Çünkü, mümin kimse, büyük günah işlese de, şefaatten mahrum olmaz. Hadis-i şerifde; (Büyük günah işleyenlere şefaat edeceğim) buyuruldu. Resulullahın sallallahü aleyhi ve sellem Hak teâlâdan getirdiği dine tabi olmak lazımdır. Bunu terk eden, şefaate kavuşamaz.” Şir’at-ül-islâm kitabında deniyor ki:

“Bu hadis-i şerifteki sünnet, yapması vacip olan şeyler demektir. Bu da, Eshab-ı kiramın ve Tabiin ve Tebei tabiinin rahmetullahi teâlâ aleyhim ecmain imanı ve ibadetleridir. Bu sünnete yapışanlara, Ehl-i sünnet denir. O halde, hadis-i şerifin manası, inanılacak şeylerde ve yapılacak ve sakınılacak işlerde Ehl-i sünnetten ayrılanlar, şefaate kavuşamayacaklardır demektir.”

(Ümmetimin arasında fitne, fesat yayıldığı zaman, sünnetime sarılana yüz şehit sevabı vardır) hadis-i şerifi de; “Selef-i salihin zamanındaki İman ve Ahkâm-ı islamiyye bilgilerine uyan kimseye yüz şehit sevabı vardır” demektedir. Rıyâd-un-nâsıhînde deniyor ki:

“İmâm-ı Nâsır-üddîn Seyyid Ebül-Kâsım Semerkandî diyor ki, bu hadis-i şerif, ümmetim arasında fesat çıktığı zaman, Ehl-i sünnet ve cemaat itikadında olup, beş vakit namazı cemaat ile kılana yüz şehit sevabı verilir demektir.”

Bunun için, önce Ehl-i sünnete uygun iman etmek, sonra haramlardan sakınmak, sonra farzları yapmak, sonra mekruhlardan sakınmak, sonra müekked sünnetleri, daha sonra da müstehabları yapmak lazımdır. Bu sırada, önce olanı yapmayanın, sonra olanı yapmasının hiç faydası olmaz ve önce olanı yapabilmek için, sonra olanı terk etmesi caiz, hatta vacip olur.

***

Sual: Farzı kılacak kadar zaman kalınca sünneti terkedilebilir mi?

Cevap: Hadîkada deniyor ki:

“Namaz vakti daraldığı zaman, farzdan evvelki sünneti kılmak, farzın kazaya kalmasına sebep olursa, bu sünneti kılmak haram olur.”

* Sünneti terkeden şefaate kavuşamaz (Osman Ünlü Hocanın 07.01.2020 tarihli yazısı)

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Secde âyetini işiten de, secde yapar

Sual: Birisinin okuduğu secde âyetini işiten kimsenin, tilavet secdesi yapması gerekir mi?

Cevap: Kur’ân-ı kerimde, ondört yerde, secde âyeti vardır. Bunlardan birini okuyanın veya işitenin, manasını anlamasa da, bir secde yapması vaciptir. Başkasının okuduğu yerde bulunan, fakat işitmeyen kimse, secde etmez. Secde âyetini yazan, heceleyen, secde yapmaz. Tercümesini okuyan veya işiten, bunun secde âyeti olduğunu anlarsa, secde yapar.

***

Sual: Namaz kılarken, kitaplarda bildirilmeyen dualar okunsa, namaza bir zararı olur mu?

Cevap: Namazda, Kur’ân-ı kerimde ve hadis-i şerifte bulunmayan duaları okumak, namazı bozar. Dürr-ül-muhtârda; “Selam vermeden önce okunacak dua Arabi olmalıdır. Namazda başka dil ile dua etmek haramdır” buyuruluyor. İbni Âbidîn burada; “İmâm-ı Ebû Yusuf ve Muhammed, Arabiden başka dil ile kılınan namaz sahih olmaz, dediler. İmâm-ı a’zamın rahmetullahi aleyhim de sonraki ictihadı böyledir” buyurmaktadır.

***

Sual: Bir kimse, namaz kılarken şaşırıp veya unutup kaç rekat kıldığını bilemese, ne yapması lazımdır?

Cevap: Bir kimse, namaz kılarken kaç rekat kıldığını unutsa, bu şaşırması, ilk olarak başına geldi ise, selam verip namazı tekrar kılmalıdır. Şaşırmak âdeti ise, düşünüp, çok zannettiğine göre kılar. Kuvvetli zan edemezse, az kıldığını kabul ederek tamamlar. Namazı kıldığında şüphe eden kimse, vakit çıkmadı ise, tekrar kılar. Çıktı ise kılmaz.

***

Sual: Namazın vaciplerinden birini yapmamak, namazı bozar mı?

Cevap: Namazın vaciplerinden birini bilerek yapmamak, namazı bozmaz ise de günah olur. Unutarak yapmayan kimse, secde-i sehiv eder.

***

Sual: Bazı kitaplarda vatan-ı aslî diye bir ifade geçmektedir, ne demektir bu?

Cevap: Vatan-ı aslî; asıl yer, insanın doğduğu veya evlendiği veya başka yere yerleşmemek, orada hep kalmak niyeti ile yerleştiği yerdir.

***

Sual: Yolculukta dört rekatli farz namazları iki rekat olarak değil de dört rekat olarak kılmanın mahzuru olur mu?

Cevap: Hanefi mezhebinde, seferî olan bir Müslüman, seferde iken, dört rekatlı farzları iki rekat olarak değil de, dört rekat olarak kılarsa, son iki rekatı nafile olur. Emri dinlemediği, nafilenin iftitah tekbirini ve farzın selamını terk ettiği ve nafileyi farz ile karıştırdığı için, günah olur.

* Secde âyetini işiten de, secde yapar (Osman Ünlü Hocanın 01.01.2020 tarihli yazısı)

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 1 görüntülenme

Kur’ân-ı kerimi güzel okumak için

Sual: Kur’ân-ı kerimi güzel okuyabilmek için müzik bilmeye, makam öğrenmeye gerek var mıdır?

Cevap: Kur’ân-ı kerimi doğru, güzel okumak için, müzik öğrenmeye lüzum yoktur. Tecvid ilmini öğrenmeye lüzum vardır. Âlimlerin çoğuna göre, tecvid ilminde, harflerin ağızdaki yerleri, medler, harflerin uzatma miktarları ve daha birçok şeyler öğrenmeden okunan Kur’ân-ı kerim, doğru olmaz, ezan ve namaz sahih olmaz.

***

Sual: Bir kimse, akşam yatağa girdiği zaman, yattığı yerde Kur’ân-ı kerimdeki sure ve âyetleri okuyabilir mi?

Cevap: Bu konuda Halebî-yi kebîrde deniyor ki:

“Yan yatarak ayakları birbirine bitiştirip, Kur’ân-ı kerimi, içinden ezbere okumak veya yürüyerek, iş görerek, kabir başında oturup okumak caizdir. Kitap okuyan, yazan, iş yapan yanında Kur’ân-ı kerim okumaya başlamak, onlar dinlemedikleri zaman günah olur. Camide veya başka yerde, birkaç kişinin, bir zamanda, yüksek sesle Kur’ân-ı kerim okumaları tahrimen mekruhtur. Birinin okuyup, başkalarının sessizce dinlemeleri lazımdır. İşi olanların dinlemesi farz olmaz. Kur’ân-ı kerimi dinlemek, farz-ı kifayedir ve okunmasından ve nafile ibadetlerden daha sevaptır.”

***

Sual: Bir kadın, Kur’ân-ı kerimi ve namaz surelerini, erkek hocadan da öğrenebilir mi?

Cevap: Halebî-yi kebirde; “Kadın, Kur’ân-ı kerimi kadından öğrenmelidir. Yabancı erkeklerden, âmâdan bile öğrenmemelidir” buyuruluyor.

***

Sual: Kur’ân-ı kerimi öğrendikten sonra unutmak günah mıdır?

Cevap: Kur’ân-ı kerimi öğrendikten sonra, unutmanın günah olduğu, Berîkada ve Hadîkada yazılıdır.

***

Sual: Bir kimse, iş yaparken, kendi işiteceği bir sesle Kurân-ı kerim okuyabilir mi?

Cevap: Hulâsa-tül-fetâvâda deniyor ki:

“İş görürken ve yürürken, kalbi ile düşünerek, Kur’ân-ı kerim okumak câizdir.”

***

Sual: İş yapanlar ve uyuyanların yanında yüksek sesle Kur’ân-ı kerim okumanın mahzuru olur mu?

Cevap: Halebîde; “İş görenler ve yatanlar arasında, yüksek sesle Kur’ân-ı kerim okunursa, okuyan günaha girer” denmektedir.

***

Sual: Namaz kılan bir kimse, dışarıdan birinin biraz sağa veya sola git sözü ile hareket etse, namazı bozulur mu?

Cevap: Namazda başkasının sözü ile yerini değiştirmek veya yanına gelene, onun sözü ile yer açmak bozar. Fakat, biraz sonra, kendiliğinden hareket ederse bozmaz.

* Kur’ân-ı kerimi güzel okumak için (Osman Ünlü Hocanın 09.12.2019 tarihli yazısı)

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 1 görüntülenme

Kur’ân-ı kerimi, teganni ederek okumak

Sual: Kur’ân-ı kerimi, mevlidi ve ezanı, şarkı kalıplarına uyarak okumanın dinimiz açısından bir mahzuru var mıdır?

Cevap: Kur’ân-ı kerimi, mevlidi ve ezanı musiki ile, teganni ederek okumak, manasını bozuyor ve zararlı oluyor. Mesela, Allahü ekber, Allahü teâlâ büyüktür, demektir. Sesi uzatarak, mesela Aaaallahü ekber, şeklinde okunursa, Allah, acaba büyük müdür? demek olur ki, böyle söyleyenlerin imanlarının gideceği meydandadır. Bütün fıkıh kitaplarında ve mesela, Halebî-yi sagîrde, konu ile alakalı olarak buyuruluyor ki:

“Kur’ân-ı kerimi nağme ile, yani sesi musiki perdelerine uydurarak okumak, harfleri bozmaz ise, âlimler mekruh demiştir. Zira fasıkların nağmelerine teşebbühtür, benzemektir. Eğer harfler değişir ise, haramdır. Okuması mekruh olan bir şeyi dinlemek de mekruhtur. Okuması haram olan şeyi, dinlemek de haramdır. Kur’ân-ı kerimi teganni ile okuyan hafızlara emr-i ma’rûf yapmak vaciptir. İnatlarına, düşmanlıklarına sebep olacak ise, bunları dinlememeli, orayı terk etmelidir. Teganni ile okuyan bir imam arkasında kılınan namazın iadesi, tekrar kılınması lazımdır.”

***

Sual: Kadın, erkek her Müslümanın, avret yeri olarak bilinen yerleri, namazda ve namaz dışında da örtmesi farz mıdır?

Cevap: Bu konuda Redd-ül-muhtârda deniyor ki:

“Avret yerini örtmek, namazda da, namaz dışında da farzdır. İpek ve gasbedilmiş, çalınmış kumaşla örtülü olarak namaz kılmak tahrimen mekruhtur. Hiçbir şey bulamayan bir erkeğin, yalnız ipek bulunca, ipekle de örtmesi lazım olur. Yalnız olduğu zaman namaz kılarken de, örtmek farzdır. Temiz elbisesi bulunan kimsenin karanlıkta, yalnız iken de çıplak namaz kılması caiz değildir.”

***

Sual: Namazda hiçbir özrü yokken, bir yere dayanarak namaz kılmanın muhzuru olur mu?

Cevap: Farz namazı kılarken özürsüz olarak, duvara, direğe dayanmak mekruhtur. Nafile namaz kılarken dayanmak mekruh olmaz.

***

Sual: Namaz kılanın karşısında yanan mum bulunsa, kılınan bu namaz kabul olur mu?

Cevap: Mushafa, kılıca, muma, kandile, lambaya, aleve, tabanca gibi harp aletlerine karşı ve yatan, uyuyan kimseye karşı namaz kılmak mekruh değildir. Çünkü, bunlara tapınılmamıştır. Mecusiler, ateşe tapar, aleve tapmaz. Alevli ateşe karşı namaz kılmak mekruh olur.

* Kur’ân-ı kerimi, teganni ederek okumak (Osman Ünlü Hocanın 14.12.2019 tarihli yazısı)

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 1 görüntülenme

Beş vakit namaz

Sual: Beş vakit namaz kaç rek’attir ve ne kadarı farzdır? Bir rek’at ne zaman başlar ve ne zaman biter? Müekked ve gayr-i müekked sünnet namazların kılınışları farklı mıdır?

Cevap: Beş namaz, kırk rek’at eder. Bunlardan onyedi rek’ati vakitlerinde kılmak farzdır. Üç rek’ati vacibtir. Yirmi rek’ati sünnettir. Beş vaktin her birinde sünnet namaz kılmak da emir olundu. Sünnetler farzdan başka oldukları için, bunlara ayrıca niyet edilir. Şöyle ki:

1- Sabah namazı dört rek’attir. Önce, iki rek’at sünneti, sonra iki rek’at farzı kılınır. Bu sünnet, çok kuvvetlidir. Vacib diyenler de vardır.

2- Öğle namazı, on rek’attir. Önce, dört rek’at ilk sünneti, sonra dört rek’at farzı, farzdan sonra da iki rek’at son sünneti kılınır.

3- İkindi namazı, sekiz rek’attir. Önce, dört rek’at sünneti, sonra dört rek’at farzı kılınır.

4- Akşam namazı, beş rek’attir. Önce üç rek’at farzı, sonra iki rek’at sünneti kılınır.

5- Yatsı namazı onüç rek’attir. Önce, dört rek’at sünnet, sonra dört rek’at farz, sonra iki rek’at son sünnet, bundan sonra üç rek’at vacib olan (Vitr namazı) kılınır.

İkindi ve yatsının ilk sünnetleri, (Gayr-ı müekkede)dir. Bunların ikinci rek’atlerinde otururken, ettehıyyâtü… den sonra, Allahümme salli alâ… sonra… bârik alâ… sonuna kadar okunur. Ayağa kalkınca, üçüncü rek’atde, önce Besmele çekmeden, Sübhâneke… okunur. Hâlbuki, öğle namazının ilk sünneti (Müekked)dir. Yani, kuvvetle emir olunmuştur. Sevabı daha çoktur. Bunda, birinci oturuşta, farzlarda olduğu gibi, yalnız ettehıyyâtü okunup, sonra üçüncü rek’at için, hemen ayağa kalkılır. Kalkınca, önce Besmele çekip, doğruca Fâtiha okunur.

Öğlenin ve yatsının farzından sonra dört rek’at ve akşamın farzından sonra altı rek’at daha kılmak müstehabtır, çok sevabdır. Hepsini bir selâm ile veya iki rek’atde birer selâm ile kılabilir. Her iki şekilde de, ilk iki rek’atleri, son sünnetler yerine sayılır. Bu müstehab namazları, son sünnetlerden sonra ayrıca kılmak da olur.

Birinci rek’at, namaza durunca, diğer rek’atler ayağa kalkınca başlar ve tekrar ayağa kalkıncaya kadar devam eder. Son rek’at ise, selâm verinceye kadar devam eder. İki rek’atten az namaz olmaz. Akşamın farzı ile vitirden başka, her namaz, çift rek’atlidir. İkinci secdeden sonra, çift rek’atlerde oturulur.

Her bir rek’atte namazın farzları, vacibleri, sünnetleri, müfsidleri ve mekruhları vardır. (Tam İlmihal s. 121)

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 3 görüntülenme

Hadesden taharet

Sual: Hadesden taharet ne demektir? Namaz kılarken abdesti bozulan ne yapmalıdır?

Cevap: Hadesden taharet ikidir:

1- Abdestsiz olanın abdest almasıdır.

2- Cünüp olanın, gusül etmesidir.

Vüdû, abdest; teveddî, abdest almak; gasl, bir şeyi yıkamak; igtisâl, gusl abdesti almak; gusül de, gusül abdesti demektir. Abdesti olmayana (Muhdis) denir. Gusül abdesti olmayana (Cünüb) denir.

(Halebî-i sagîr)de buyuruluyor ki, (Abdestin farzları, sünnetleri, edebleri ve menhî, yani memnu olan şeyleri vardır. Abdestsiz olduğunu bilerek zaruretsiz namaz kılan kâfir olur. Namaz kılarken abdesti bozulan Hanefi, hemen omuzuna selâm verip, namazdan çıkar. Vakit çıkmadan abdest alıp, namazını baştan tekrar kılar. Maliki mezhebinde, namazı bozulmaz. O anda özür sâhibi olur). (Tam İlmihal s. 122)

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Kerahet vaktinde farz namaz kılınır mı?

Değerli kardeşimiz,

Sabah namazının vakti imsak ile girer, güneşin doğması ile biter. Ancak Hanefilere göre güneşin doğmasına yakın, Şafilere göre ise imsaktan biraz sonra kılmak faziletlidir.

Tam namaz kılarken ve namaz bitmeden güneş doğarsa Hanifilere göre namaz bozulur; kerahet vakti çıktıktan sonra yeniden kılmak gerekir.

Zamanında sabah namazını kılamayan bir kişi, güneş doğduktan ve kerahet vakti çıktıktan sonra öğlen namazı girmeden kılarsa hem sünnetini hemde farzını beraber kaza eder.

İkindi namazı kerahet vaktine kadar geciktirilmişse, namaz kazaya bırakılmaz, sünneti terkedilerek sadece farzı kılınır. Hattâ güneş batmadan evvel iftitah tekbiri alınarak ikindinin farzına durulsa, namazda iken güneş batsa, bu bile sahih olur. Namaz kazaya kalmış olmaz, vaktinde edâ edilmiş sayılır. Bu ikindi namazına has bir durumdur.

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Kaza namazları ne zaman ve nasıl kılınır? Sünnetler de kaza edilir mi?

Soru Detayı:

  • Önceden kılmadığım namazları şimdi nasıl kaza edebilirim?
  • Mesela, bugün vakit namazlarımı kıldım, yatsı namazından sonra mı kaza namazını kılacağım yoksa her vakit kaza namazı kılınır mı?
  • Kaza namazı kılarken nasıl niyet edeceğim; ezan ve kamet getirecek miyim?

Cevap:

Farz bir namazı vaktinde kılmaya eda, vakti geçtikten sonra kılmaya kaza,bozulan bir namazı tekrar kılmaya da iade denir.

Bir namaz ya bile bile kasden kılınmayıp kazaya bırakılır veya bir özürden dolayı kazaya kalır. Bir vakit namazı kasdî olarak kılmayıp kazaya bırakmak büyük bir günahtır. Böyle bir hareketten uzak durmalıdır. Bu çeşit bir hatanın işlenmesi durumunda, bir an önce kaza edilmeli, borçtan kurtulmalıdır. Çünkü ölümün ne zaman gelip çatacağı belli olmaz. Ölüm gelip de hazırlıksız yakalarsa, âhirete borçlu olarak gidilmiş olur.

Bu şekilde kılınmayan bir namaz, her ne kadar kaza edilmekle borçtan kurtulunmuş olunsa da işlenen günah için ayrıca tövbe istiğfar edip, Allah’tan af dilemek lâzımdır. Bunun için hem kaza hem de tövbe edilmelidir.

Unutmak, uyku veya meşru bir mazeretten dolayı vaktinde kılınamayan namazlar da hatırlandığı veya meşru özür geçtikten sonra, fazla vakit geçirmeden kaza edilmelidir.

Bazı özürler vardır ki, bu hallerde kılınmayan namazlar daha sonra kaza edilmezler. Kadınların âdet ve lohusalık hali, beş vakit devam eden sar’a veya cinnet hali bu çeşit özürlerdendir. Zaten âdet gören ve lohusa olan kadının namaz kılması caiz olmayıp haramdır.

Vakti içinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farz, vitir namazının kazası vacip, sünnetin kazası da sünnettir. Kazası sünnet olan, yalnızsabah namazının sünnetidir. Günün sabah namazı kazaya kalmış ise, öğleye kadar kılınınca farzıyla birlikte sünneti de kaza edilir; öğleden sonraya kalınca sünnet kılınmaz, sadece farz kaza edilir.

Zamanında kılınamayan bazı vakit sünnetleri de daha sonra kılınarak kaza edilir. Meselâ, cemaate yetişmek için öğle namazının ilk sünneti kılınamadığı takdirde, farzı kılıp iki rekât sünnetten sonra ayrıca kılınır. Cuma namazının ilk sünneti hutbeden önce kılınamadığı zaman, yine cumanın iki rekât farzından sonra kaza edilerek kılınır, îki rekât kılınarak yarıda bırakılan öğlenin ve cumanın ilk sünnetleri, aynen bu şekilde dört rekât olarak kaza edilir. Bu sünnetlerin dışındaki diğer vakit namazlarının sünnetleri kılınmadıkları zamanlar kaza edilmezler. Meselâ ikindi ve yatsı namazının sünnetleri farzdan önce kılınmadıkları zaman daha sonra kılınmazlar.

Kaza namazları, ne şekilde kazaya kalmış ise aynı şekilde kılınacaktır. Sabah iki, öğle dört, ikindi dört, akşam üç, yatsı dört ve vitir üç rekat olarak kaza edilir.

Her kaza namazı için belirli bir zaman veya mekân tayin edilmez. Yani“ikindi namazının kazası ikindi vaktinde kılınır” diye bir sınır yoktur. İstediğiniz zamanda kılınabilir. Kaza namazını kılarken “ikindi namazının yatsıdan önce veya öğlenin sabahtan sonra kılınması gerekir” gibi bir şart da yoktur.

Fakat kerahet vakti dediğimiz zamanlarda kılınmamasına dikkat edilir. Bu vakitler de güneş doğduktan 45 dk sonraya, güneş batmadan 45 dk. önceye kadar ve güneş tam tepede olduğu zaman (öğle vaktinin 30 dk. öncesinden öğle namazı vakti girişine kadar) namaz kılınması hoş görülmemiştir.Bunların dışındaki bütün zamanlarda kaza namazı kılınabilir.

– Kaza namazları nasıl kılınır? 

Vaktinde kılamayıp kazaya kalan namazları altı vakti bulan veya daha çok olan bir kimse, kaza namazları arasında bir sıra gözetmediği gibi, kaza namazları ile vakit namazları arasında da bir sıra takibi yapmaz. Namaz kılmanın mekruh olduğu üç kerahet vaktinin dışında, istediği ve müsait olduğu her zaman kılabilir. Çünkü kaza namazları için belli bir vakit yoktur. Meselâ, vaktinde kılınamamış olan bir ikindi namazı yatsıdan sonra, bir yatsı namazı da öğleden sonra kılınabilir.

Kaza namazlarını kılarken vakti belirlemeye gerek yoktur. Bu çok zor olacağından kolay olanı yapmak daha uygundur. Bir kaza namazı şöyle niyet edilerek kılınır:

Meselâ: “Niyet ettim Allah rızası için, vaktine yetişip de kılamadığım ilk öğle namazını” yahut “son öğle namazını kılmaya.” Böylece kazaya kalmış olan namazlar, ya ilk kazaya kalmış olanından başlanmış olur veya en son kazaya kalmış olanından başlanmış olur ki, her iki halde de belli bir düzene göre geçmiş namazlar kılınarak azalmış olur.

Daha kolay olması bakımından “Üzerimde olan bir öğle veya ikindi namazını kaza ediyorum” şeklinde niyet etmek de yeterlidir.

Bir vaktin namazı kaza edileceği zaman önce bir ezan okunur, sonra ikamet getirilerek kılınır. Birden fazla kaza namazı kılınacağı zaman da hepsi için bir ezan kâfi gelirken, her farz namazı için ayrı ayrı ikamet getirmek sünnettir.

Kazaya kalmış olan namazların kaç vakit olduğunu kesin olarak bilemeyen kimse, galip tahminine göre hareket eder. Sayı bakımından tam bir tahmin yapamıyorsa, üzerinde kaza namazı kalmadığı kanaatine varıncaya kadar kılar.

Aynı namazları kazaya kalmış olan kişiler, bu namazı cemaatle kılabilirler. Fakat farklı farklı namazları kılmaya kalkanlar tek bir cemaat olamazlar; ayrı ayrı kılmaları gerekir.

Kaza namazlarını, mümkünse evde kılmayı tercih etmelidir. Şayet bu namazlar mazeretsiz olarak kazaya bırakılmışsa, bir günah sayılacağından bunu teşhir etmek uygun olmaz…