Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 2 görüntülenme

Evlenmenin hükmü nedir?

Soru: Dinimizce evlilik halinin bir mahzuru bulunur mu? Evlenip evlenmeme durumu kişisel bir tercih olarak algılanabilir mi? Bazı kişiler evlenmemelerine sebep olarak eski dönemlerdeki bazı âlimlerin nikâhı terk etmelerini ve bekâr bir hayat yaşamalarını gösteriyorlar. O kimselerin bunları yapmaktaki amaçları neydi? 

Cevap: İslam dini evlenmeyi ve dolayısıyla çoğalmayı teşvik eden bir dindir. Bunun için Hz. Peygamber “Sevimli ve doğurgan olan hanımlar ile evleniniz. Ben kıyamet günü geldiğinde diğer peygamberler karşısında sizin çokluğunuz ile övüneceğim” buyururlar.

Yine başka bir rivayette Efendimiz “Ey gençler! İçinizden her kim evlenmeye güç yetiyorsa evlensin. Kimin evlenmeye gücü yok ise o da oruç tutsun. Zira bu durum onun için engel olacaktır. 

Evlenme olayı, hükmü bakımından değerlendirildiğinde kişilere göre değişken bir yapıda olduğu görülecektir. Ev geçindirebilecek güçte bulunup oruç ile beraber zinaya eğilimi olacağından emin olamayıp evlenmemesi durumunda kişinin zinaya düşeceğini bilen insanın kesin şekilde evlenmesi farz olur..

 Evlenmesi halinde hanımına zulmedecek bir karakteri bulunan ve aile sahibi olduğunda hanımını bakamayacağını kesinlikle bilen birisinin de evlenmesi kati surette haramdır. Sayılan bu durumlar hakkında şüphe sahibi olan birisinin evlenmesi de bu kapsamda mekruh olacaktır. Bu durumlardan hiç birisi hakkında geçerli olmayan, yani evlenmemesi halinde zinaya düşmeyeceğinden emin olan, evlenmesi halinden de ailesini geçindirebilecek bir halde bulunan kimsenin evlenmesi de sünnet sayılır.

Bazı âlim kimselerin evlenmemelerine konu geldiğinde ise, hemen belirtmek gerekir ki; aralarından bir kısımlarının evli olmamalarına bu alimlerin bekâr olmalarını gerekçe sunması kesinlikle doğru değildir. Zira bu türden bir sebeplendirme yapmadan evvel, bu alimlerin yaşamış oldukları süre zarfında niçin evlenmediklerini bilmek çok önemlidir.

Hayatlarını ilme ve bilime adamaları sebebiyle evlenmemeyi tercih eden âlim kişiler İslam dininin çok önemli bir konu olarak mevki atfetmiş olduğu nikâhı önemsemedikleri ya da caiz görmedikleri için değil ilme ve bilime mani olacağından evlenmemişlerdir. 

Evlilik olayının ilme mani olacağını işaret eden rivayetlerden bir tanesi Hz. Peygamber Efendimizin “Çocuk cimrilik ve cahillik sebebidir” şeklindeki hadisi olacaktır. İnsanlar kendisine bahşedilmiş olan çocuğa mal bırakabilmek için infakı kısar ve cimri bir hal takınır. Bu gerçek bizatihi suretle Hz. Peygamber tarafından belirtilmiştir.

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Resmi nikah sona erince dini nikah’ta sona erer mi?

Resmi nikah ile dini nikah birbirinden farklıdır.Nasıl ki, evlenirken resmi nikah eşler arasındaki haramlığı(ilişkinin haramlığını) ortadan kaldırmıyorsa, ayrılırken de eşler arasındaki helalliği(karı-koca olmalarını)’de kaldırmaz.

Zira resmi nikah sadece eşler arasında hukuki bağı sağlar.Dini açıdan bir hükmü yoktur.Dinen aralarındaki karı koca münasebetinin bitmesi için erkeğin karısını şahitler huzurunda talak ile boşaması şarttır.Ancak resmi nikah hukuken bozulurken hanımınını da söz(talak) ile boşadı ise geçerli olur.

Aksi taktirde mahkeme ayırsada aralarındaki dini nikah devam ettiği için kadın boşanmış olmaz vebaşka bir kimse ilede evlenemez.Evlenirse de nikahı eski kocasında olduğu için zina etmiş olur.Evlilikten doğan çocuklarıda veledi-zina olur.

Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 0 görüntülenme

Muta nikâhı

Müt’a veya Muta nikâhı (Arapça: زواج المتعة Zawāj al-Mut’ah veya نكاح المتعة Nikāh al-Mut’ah), ilk Müslüman toplumunda ve günümüzde bazı Şii mezheplerinde uygulanan kadın ve erkeğin belirli bir süre ve ücret karşılığında anlaşarak başlattıkları bir evlilik çeşididir.[1][2][3][4] Bazı kaynaklarda Acem – Fars nikâhı, geçici nikâh ya da anlaşma nikâhı da denir. Muta evliliğinde belirli bir asgari ya da azami süre yoktur.[5][6][7] İran’da, Muta evliliğinin çok kısa birlikteliklere dahi izin vermesi sonucu, ülkede seks ticaretinin yasal olarak yapıldığı ve İran’ın muta’yı bir espiyonaj aracı olarak kullandığı iddia edilmektedir.

Etimoloji

Sözlükte “kendisinden faydalanılan şey” anlamına gelen müt’a, bir fıkıh terimi olarak, boşanma veya evliliğin feshinden sonra kocanın, kadına verdiği elbise ve benzeri hediyeye denir.

Tarihçe

Bazı Şii kaynaklı hadislerde İslam’ın ilk dönemlerinde Mut’aya Müslüman askerlerin ve Muhammed’in de başvurduğu kaydedilmektedir. Ancak Mut’a nikahına Muhammed’in de başvurduğu konusunda şii ve sünnilerin zıt görüşleri vardır:

Caeteni, Taberi ve İbn Kesir’i kaynak göstermek suretiyle Muhammed’in Esma bt. Numan’la nikahlandıktan sonra müt’a verdiğini kaydeder.[16] Muhammed, Esma bt. Numan ile nikah yaptı, ancak bu kadının vücûdunda beyaz lekeler olduğunu ve bunun kendisinden gizlendiğini gördü, bunun üzerine ona “müt’a” vermek suretiyle onu bıraktı. Taberi bu olayı şu şekilde anlatır: “Rasulullah Esma bt. Numan ile evlendi. Gerdeğe girdiğinde onda beyazlık gördü. Bunun üzerine ona müt’a verdi, giyindirdi ve ailesine geri gönderdi.”[17]

Muhammed’in müt’a verdiği diğer kadın ise Kilab kabilesinden Aliye bt. Zabyan’dır. Taberi’nin ifadesi şöyledir: “Rasulullah, Benu Ebi Bekir İbn Kilab kabilesinden Aliye ile evlendi, sonra ona müt’a verdi ve onu bıraktı.”[18]

İbn Mace’ye göre Muhammed kadınlarla normal nikah yaptı ve onların bazılarında kusur görünce dokunmadan boşadı. Rivayetlerde, mut’a olarak geçen de, boşanma sırasında verdiği hediyedir ve böylece Bakara suresi 236. ayetine uygun hareket etti;”Nikahtan sonra henüz dokunulmadan veya onlar için belli bir mehir tayin etmeden kadınları boşarsanız bunda size günah yoktur. Bu durumda onları faydalandırın.”[19] Bu yorum ilgili hadislerde geçen nikahın müt’a ile başladığı ifadelerinin bulunmaması ve nikahın sonlanması sırasında mut’anın verildiği ifadesiyle uyum içindedir.

Mezheplerin bakış açısı

Başlangıçta İslam toplumunda uygulanan bu nikahın daha sonra Şiiler yasaklanmadığı, Sünniler ise yasaklandığı iddiasındadırlar.

Şiilikte

Bazı Şii mezheplerinde Müt’a ile ilgili ayetin neshedilmediği ileri sürülerek [20] şeriata uygun görülür. Rafizilik’te de mut’aya cevaz verilir. Bunun yanında Şia’nın önemli kollarından biri olan Zeydiyye mezhebinde, Nusayrilik’te [21] ve Alevilik’te [22] de batıl kabul edilir ve uygulanmaz.

Şiiler ve Rafiziler müt’a nikahını uygularlar.[23] Anadolu Aleviliğinde ve Şia’nın önemli kollarından biri olan Zeydiyye mezhebinde müt’a nikahının batıl olduğuna inanılır.

Şiiler müt’a nikahı konusunda Nisa suresinin 24.ayetini delil olarak sunarlar. Şîa yorumuna göre, Nisâ sûresinin bu âyetde geçen ve Türkçeye “faydalanmak” olarak çevrilmiş استمتعتم kelimesinin kökü متع’den gelmektedir.[25][26][27]

Şiilerin hadis anlayışları de sünnilerden farklıdır ve sünni kaynaklarda kaydedilen hadisler yerine sadece Ehl-i beyt kanalıyla nakledilen hadisleri referans alırlar. Bu hadislerden bir örnek; “Yüce Allah, müt’a ettikten sonra gusül eden bir erkeğin gusül suyunun her damlasından yetmiş melek yaratır ve bu melekler kıyamet gününe kadar ona istiğfâr ederler ve kıyamet gününe kadar müt’ayı inkâr edenlere de lânet ederler.”[28]

Uygulama
Müt’a nikahı için erkek ve kadın belirli bir süre ve ücret karşılığında anlaşırlar. Muta evliliğinde belirli bir asgari ya da azami süre yoktur. Erkek, rızası olan kadına, “Beni (…) (aylık) bir zaman için müt’alandır” veya ” (…) kadar para karşılığında seninle müt’alandım” der. Müt’a nikahı ile evlenen kadın, nikahın süresi ne kadar olursa olsun mirastan hak iddia edemez.

Muta nikahında şahit aranmaz kişi Allahı şahit göstererek muta yapabilir buna ilaveten mutanın günü dolmadan süresi uzatılamaz ve muta nikahının belirli bir müddeti yoktur her ne kadar İddetin bu nikahta da olduğu söylense de bu nikahı tercih edenler arasında pek riayet edildiği de görülmez.

Müt’a nikahı ile evlenen erkek, sonradan normal nikahın şartlarını yerine getirip bu kadını sürekli eş olarak alabilir.

Sünnilikte

Müt’a nikahı günümüzde bütün Sünni mezheblerinde zina olarak tanımlanır ve haram kabul edilir.[15] Muhammed, İslam’ın ilk dönemlerinde müt’a nikahına izin verdi, daha sonra vahiylere dayandırarak yasakladı: “Ey insanlar, ben müt’a ni­kahı ile kadınlardan faydalanmanız için izin vermiştim. Şüphe yok ki Allah, kıya­mete kadar bunu muhakkak haram kıldı. Kimin yanında bunlardan bir kadın varsa hemen onu serbest bıraksın, onlara verdiği şeylerden hiçbir şeyi geri almasın.”

Rivayetlere göre Mü’minûn sûresinin 6 ve 7. âyetlerinin nazil olması üzerine, müt’a nikahı kesin olarak haram kılındı.

Ashab’dan, tabiinden ve müçtehitlerden, bu tür nikahı kabul eden kimse yoktur. İbn-i Abbas’dan rivayetle Ali bin Ebu Talib şöyle dedi : “Rasulullah müt’a nikahından ve ehil eşeklerin etlerini yemekten Hayber’in fetih günü bizleri men et­ti.” Ömer de, hilafeti döneminde müt’a nikahını zina kabul ederek, yasakladı.