Kategoriler
Din ve İnançlar
🔥 1 görüntülenme

Organ naklinin hükmü nedir?

Soru: Günümüzde hastanelerde umut bekleyen yüzlerce hasta var. Bu hastalara organ bağışı yapmak isteyen kişiler için organ nakli hakkında İslam Âlimlerimizin bu konu hakkındaki görüşleri nelerdir?

Cevap: Organ nakli konusu, hakkında en çok soru sorulan ve dolayısı ile merak edilen güncel konulardan birisidir. Belli genel başlılarını şu şekilde özetleyebiliriz.

1.   Öncelikle insan bütün uzuvları ile birlikte muhterem bir varlıktır. Bu nedenle herhangi bir uzvunun canlı veya cansızken dokunulmazlığının ihlal edilmesi uzvun hürmetine tecavüz edilmesi anlamına gelecektir.

2.   Kendisine organ nakli yapılmış olan kişi sağlığına kavuşmasının ardından ma’siyet işler ise bu durumda o organın da payı olduğundan organını veren kişi de ayrıca sorumlu tutulur.

3.   Organ nakli olayı, organı alınacak kişi tam manası ile ölmeden önce yapılırsa bu durum işkence ve cinayet anlamı taşır.

Bundan farklı olarak organ naklinin cevazına hükmedenler şu sebepleri öne sürüyorlar.

1.   Zaruret durumu haramı mübah kılan bir durumdur.  Her nasıl ki açlıktan ölmek üzere olan bir kimse herhangi bir şey bulamazsa, hayatta kalmasını sağlayacak tutacak miktarda insan eti yiyebilir ve bu durum tecavüz anlamına gelmeden mübah olur ise,  aynı biçimde özellikle hayatı ciddi derecede tehdit eden hastalıklar söz konusu ise organ nakli mübah olacaktır.

2.   Kendisine nakli yapılan organ sayesinde sağlığına kavuşan kişinin işlediği ma’siyet, organı bağışlayan kişiye tesir etmez. Zira bu kapsamda sevapta ve ma’siyette esas olan şey kişinin iradesidir.

3.   Kimi organ nakilleri, beyin ölümü gerçekleştiği zaman yapılır. Beyin ölümü durumu beynin geri dönüşü olmayacak biçimde ölmesi durumudur. Bu durumda kalp makineye bağlı şekilde yaşamaya devam eder.

Her iki görüşte de açıklığa kavuşturulması gereken hususlar olduğu açık. Bun nedenle tafekkur etmek de fayda olacaktır. 

İslam âlimleri içinde evvelkilerini teşkil eden ulamalar, insanın cüzünden faydalanmanın caiz olup olmadığı hususunda çokça tartışmışlardır.

Kişinin kendi vücudundan kopan bir uzvu ya da parçasının yerine takılması caizdir. Bu duruma delil olarak Rasûlüllah Efendimiz`in Bedir harbi esnasında gözü çıkan Katâde`nin gözünü kendi elleri aracılığı ile yerine iade etmesidir.