Kategoriler
Bölgesel Devlet ve Politika Genel

Türkiye’de “Türk”lük sorunu

Çocukluk zamanlarımı hatırlıyorum da ne kadar iyimser, ne kadar sevgi kelebeği bir insanmışım. Herkesin iyiliğini ister, onların mutlu olması için çaba gösterirdim.

Zaman geçti ve ben büyüdüm. Fikirlerim aynı ve hiçbir değişikliğe uğramadı. Şu an bile. Evet insanların iyiliğini istiyor ve kendi mutluluğum kadar onların mutlu olması için de çaba harcıyorum.

Herkesin mutlu olmasını istemek güzel bir hayâl ama bir akıl hastalığının ilk belirtisi olabilir.

Ömer Moğultay

Herkesin mutlu olmasını istemek ne kadar doğru? Bu soruyu kendimize yöneltelim. Özellikle bunca insanın acı çektiği bir dünyada onların acıları ile beslenenler kimler? Dahası tüm bu yoksulluğa, çaresizliğe, bitkinliğe sebep olanlar, diğerlerinin acılarını kendilerinin mutluluk kaynağı sayan kişilerde gerçekten mutlu olmayı hak ediyorlar mı? Yoksa onların hak ettikleri şey feci bir son mu?

Ben, artık Türkiye’nin bir Türk devleti olduğunu düşünmüyorum. Çünkü devlet, milletin çıkarlarını korumak için bir araçtır. Biz Führer’den bunu öğrendik. Duruma baktığımız zaman bu fikri şartlanmanın ne kadar doğru olduğunu görürüz. Tarih bunu bize kanıtlamıştır. Türkler var oldukları müddetçe defalarca devletlerini kaybetmişler fakat bu uzun sürmemiş yeni devlet meydana getirmişlerdir. Eğer kaybedilen devlet değil de kan saflığı ve ırk bilinci olsaydı o zaman bugün yeryüzünde “Türk”lükden bahsedilemez, bu isme yalnızca tarihi kitapların sayfalarında rastlanırdı. Size korkutucu geleceği haber veriyorum. Bu gerçekleşmek üzere, eğer gerekli önlemler bir an önce alınmazsa.

Türkiye devleti artık Türklerin çıkarlarını koruyan bir devlet durumundan çıkmıştır. Dahası üzücü olan gerçek bu yeni bir olgu değildir. Bu bahsettiğimiz devletin “Türk”lük davası uzun zamandır yoktur. Suriye savaşında sevgili devletimiz daha doğrusu devlet yönetimini işgal eden yetkisizler, Suriye’nin toprak bütünlüğü savunduklarını dünya medyası önünde defalarca dile getirmişlerdir. Fakat milyonlarca Suriye vatandaşının vatan sınırlarımızı yerde çizili bir tebeşir çizgisinden farksız görerek rahatça ülkemizi işgal etmeleri onların gözünde hiçbir şeydir. Küçük bir ayrıntı. Bizim çıkarımız Suriye’nin toprak bütünlüğünde değildir. Suriye’nin toprak bütünlüğü sorunu orada yaşayanların ve Suriye devletinin sorunudur. Türkler bugünün Türkiye’sinde sömürülen bir halktır. Bu sömürü yıllarca Kürtler adına yapıldı Kürtler zenginleştirildi. Daha sonra Suriyeliler zenginleştirildi. Şimdi sıra Afganlara geldi. Bizim milli menfaatlerimizi korumayan bir devlet bir Türk devleti olamaz. Bakın her kuruma, her kuruluşa bakın. Kürtler her yerde, her işte birbirlerini kayırırlar ve Türk’e tercih ederler. Dahası yıllarca bu ülkenin en büyük sorunu olmuş teröre, binlerce vatandaşımızın kanına giren Pkk’ya destek veren bir parti onların oyları ile meclise girmiştir.

Günümüz cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, göçmen politikası konusunda ağzına bir laf almış onu söyleyip duruyor. Zamanında ensar, muhacir ne ise bugün ki durumunda benzer olduğunu ima ediyor. Ona buradan seslenmek istiyorum: Eğer sahabe zamanındaki gibi yaşayacaksak şimdiki yöneticilerin maaşları da Ebu Bekir’in, Ömer’in maaşları gibi olsun. Elbette bu pek mümkün gözükmüyor. Benim gözüm kimsenin parasında pulunda değil. Fakat görüyoruz ki ülke bir krizin eşiğinde iken bazıları kendi kesesini doldurmaktan başka bir şey düşünmüyor.

Yazar Ömer Moğultay

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Bir cevap yazın