Kategoriler
İş ve Finans

Tavşan çiftliği kurmak mantıklı bir iş mi?

Yurtdışında oldukça profesyonel bir şekilde yapılan tavşan yetiştiriciliği ülkemizde de gittikçe yaygınlaşmakta. Peki, tavşan çiftliği kurmak kârlı dolayısıyla mantıklı bir iş mi?

Bir kaç gün önce yayınladığım blog yazımda sizlere 10 tane tavşan aldığımdan söz etmiştim. Evet, anaç tavşanlar henüz ilk yavrularını doğurmadılar ama zaman yaklaştı ve bu beni oldukça heyecanlandırıyor. Bizim geçmişimizde hayvancılık var. Benim dedelerim hayvancılıkla ve tarımla uğraşmış kişiler. Kısacası bu, benim için bir tür sınav gibi bir şey. Şu an uğraştığım başka bir iş olmadığı için, iş olarak da bu uzun kulaklı, küçük varlıklara ümit bağlamış durumdayım.

Öncelikle benim karşılaştığım en büyük sorun yer sıkıntısı oldu. Bu işi yapacaksanız zaten oldukça yüksek bir ücrete satılan damızlık alımının dışında sizi zorlayacak olan durumlardan birisidir yer ayarlamak. Eğer kendinize ait bir yeriniz yoksa sürekli ve hızlı bir biçimde çoğalan bu varlıklar sizi zora sokacaktır. Üstelik salma değil de kafes sisteminde besleyecek olursanız kafeslerde pek ucuz sayılmazlar. İkinci sorun ise yem ücretleri. Günümüzde enflasyonun yüksek olması yem fiyatlarına da yansıdı. Tavşanları bana getiren arkadaştan 50 kg yem satın aldım. Yem fiyatı ise 300 TL. Dediğine göre bu miktar yem 10 tavşanı yaklaşık bir ay idare edermiş. Önümüzde ki dönemlerde tavşan sayısının 100’e, 200’e ulaştığını düşünüyorum da bu işle ne kadar baş edebilirim bilmiyorum. Yem fiyatları için bazıları şöyle diyebilir: yem fiyatları artıyorsa et fiyatları da artıyor. Evet ama vatandaşın alım gücünde gittikçe bir azalış oluyor. Bütçesini dengelemek isteyen de et alırken 2 kere düşünüyor. Üstelik tavşan eti konusunda, Türkiye’de henüz ciddi bir pazar oluşmuş değil. Tanıdıklarımın söylediklerine göre onların çevrelerinde eti için tavşan besleyenler olmuş ama satacak pazar bulamamışlar. Bu sebeple hep zarar etmişler. İşte iç karartıcı bir olay daha.

Araştırmalarıma göre Antalya’da ve Adana’da tavşan çiftlikleri varmış. Ben damızlıkları Adana’daki çiftlikten satın aldım. Ama bildiğim kadarıyla Adana’da kesimhane yok, Antalya’da olduğunu ise duydum. Tavşan etini genelde turistler denemek istiyorlarmış. Bu yüzden şimdilik satış turistik oteller üzerinden yapılıyor. Zamanla bizim insanımızda bu ete alışınca ciddi bir pazar oluşur düşüncesindeyim. O zamana kadar denemeye devam edecekler olacaktır. Kimileri zararla kapatacaklar yani başarısız olacaklar, kimileri ise bu işin ekmeğini yiyecek.

Tavşan eti konusunda şöyle bir şey de okudum; Aleviler yemiyorlarmış. Nedenini tam olarak anlamış değilim. Oldukça kanlı olan ve neredeyse hiç yağ barındırmayan tavşan etinin başka bir problemi ise fazla tüketildiğinde “tavşan açlığı” denilen bir tür rahatsızlığa yol açmasıymış. Ben yine de tavşan etinin nüfus artışı devam ettikçe özellikler Arap ülkeleri ve kendi ülkemizde tercih edilen gıdalar arasında olacağına inanıyorum. Bunları hayatında hiç tavşan eti yememiş birinden duymak oldukça ilginç olsa gerek. Tavşan etinin tavuk ile kuzu eti arasında bir lezzete sahip olduğu söyleniyor.

Hayvancılıkla daha önce uğraştıysanız bu iş başka işlere benzemiyor. Yani dükkanınız olsa sizin bir işiniz çıksa ya da sağlık sorunu yaşasanız sizin yerinize birileri kısa süreliğine bakacaktır. Olmadı dükkanı o gün kapatırsınız. Ücretli çalışan iseniz izin alırsınız. Fakat hayvancılık diğer işlere benzemiyor. Bir sorun olduğunda hayvanlar ilgi istemeye devam ediyorlar. Bunu izni filan olmuyor. Üstelik yerinize birilerini koymak isteseniz kısa süreliğine de olsa herkes bu işe hevesli sayılmaz. Bir kriz ortamında mesela korona zamanında restoranlar kapandı. Evet, kâr etmediler ama tavşan işiyle uğraşanlar kadar zarar da etmemişlerdir. Tavşan etinin genelde turistler tarafından tüketildiğini söylemiştik. Pandemi süresince turist sayısında, dolayısıyla tavşan eti tüketiminde de azalma oldu. Fakat bu süreç boyunca hayvanların yem ihtiyaçları olduğu gibi hatta artarak devam etti. Her işe olduğu gibi bu işe de ihtiyatlı yaklaşmak ve zor zamanlar için bütçe ayırmak gerektiği gözle görülür bir gerçek.

Dün hayvanlara bakarken bir kene gördüm. Başka gün ise grupta bir kişi aynı sorundan ve bitten muzdarip olduğunu bunun için çözüm yolu olup olmadığını soruyordu. Hayvanların bu tür sorunlarından da bahsetmek faydalı olacaktır.

Yazar Ömer Moğultay

Kim ki bize anlatır kendini? Hatırlatmıyorsa bir kişi kendini unuttu diye kınamamalı hiçbir kimseyi.

Bir cevap yazın